İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Ilgaz Zorlu’nun Broşürü

Çarşamba

Ilgaz Zorlu bey, “Selanikliler ve Şişli Terakki Yolsuzluğu” adıyla yirmi sayfalık bir broşür yayınladı. Arka kapağında Şişli Terakki mektebinin kurucusu meşhur eğitimci Selanikli Şemsi efendinin fesli bir resmi yer alıyor. Parantez içinde asıl Yahudi ismi de konulmuş: “Şimon Zvi”. Şemsi efendi Sabataist bir hahammış. Zahiren Müslüman ve Türk görünürmüş.

Kimse, “Şemsi efendinin de ne önemi var?” demeye kalkmasın. Bu zat, modern Türkiye’nin baş mimarlarından biridir.

Selaniklileri, diğer namlarıyla Sabataycıları bilmeden, tanımadan son bir buçuk asırlık tarihimizi anlamanın, çözmenin imkân ve ihtimali yoktur. Bazı Musevî vatandaşlarımız bu konunun kurcalanmasını, halkın ve aydınların Sabatay Sevi’yi, Sabataycıları öğrenmelerini pek iyi karşılamıyor, hattâ tedirgin oluyorlar. Bu onların problemidir. Bilgi çağında yaşıyoruz, yakın tarihimizin ve hâlen ülkemizin bu en önemli faktörünü bilmeye, öğrenmeye hakkımız vardır. Bir şartla: Antisemitizm yapmamak şartıyla.

Cumhuriyetin ilk yıllarında, Lozan’ın mübadele (Yunanistan’daki Türklerle Türkiye’deki Rumların değiş tokuş edilmesi) maddesince Selaniklilerin Türkiye’ye gelmelerinden sonra, Karakaş-zâdelerden bir zatın Büyük Millet Meclisi’ne müracaatı dolayısıyla Türkiye basını ve kamuoyu Dönmeler’le meşgul olmuş, bu konuda hayli neşriyat yapılmış. Sonra Karakaş-zâde esrarlı bir araba kazasına kurban gitmiş, ülkemizde tek parti karanlığı ve terörü esnasında bu konu da gündemden kaldırılmış. 1950’den sonra, Demokrat Parti’nin sağladığı az buçuk hürriyet havası içinde Büyük Doğu, Sebilürreşad ve sair islâmî yayın organlarında Selanik Dönmeleri meselesi yine gündeme getirilmişti. Sonra tekrar unutuldu. Müslüman kesim, din baronları ve cemaat taassubu çukuruna düştü. Sabatay Sevi’yi, Dönmeler’i bilen kalmadı. Son beş altı yıl içinde benim iğneyle kuyu kazarcasına devamlı yayınlarım üzerine Sabatay Sevi ve Sabataycılar konusu yavaş yavaş karanlıktan çıkmaya başladı. Yapılacak daha çok iş vardır. “Türkiye Yahudilerini ve Sabataycılarını Araştırma Enstitüsü” kurulmalı ve sağlam ve sahih bilgilere ve belgelere dayalı yayınlar yapılmalıdır.

Ilgaz Zorlu bey bir gaye ve misyonla ortaya çıkmıştır. Artık iki kimliklilikten vaz geçmek gerek; biz Yahudiyi ve Yahudiliğimizi açıkça ilan etmeliyiz diyor. İsrail makamları ve Türkiye Hahambaşılığı bunu kabul etmiyor. Hayır siz Türk ve Müslümansınız, durup dururken fitne fesat çıkartmayınız, olduğunuz gibi kalınız. Hayır bundadır şeklinde cevap veriyorlar.

Sabataycıların iki kimlikliliklerini daha uzun müddet devam ettirmeleri mümkün değildir. Dünyanın hiçbir ülkesinde böyle iki kimlikli bir taife bulunmamaktadır.

Hepsini suçlamak ve itham etmek istemem ama şu anda Sabataycılar içinde İslâm’a ve Müslümanlara şiddetle düşmanlık eden bazı kimseler ve gruplar bulunmaktadır. Böyle bir şey insanlık ve vatandaşlık ahlâkına ters düşer. İlerici, çağdaş, laik, kemalist Müslüman görünecekler ve gericilik mericilik diyerek İslâm’a, Müslümanlara ver yansın edecekler. Olmaz böyle şey.

30’lu yıllarda asıl ismi olan Moiz Kohen’i gizleyip, Tekin Alp ismiyle milliyetçi ve Türkçü geçinerek kitaplar yazan bir Musevî, bir eserine “Kahroslun Şeriat” diye bölüm başlığı koyarak Müslümanların mukaddesatına hücum etmişti. Bunlar yakışıksız şeylerdir. Aklı başında hiçbir Musevî vatandaşımızın böyle bir saygısızlığı, saldırganlığı, nankörlüğü tasvip edeceği düşünülemez. 1492’de Yahudiler İspanya’dan koğuldukları zaman Müslüman Osmanlılar kendilerini Türkiye’ye davet etmişler ve bu ülkede hürriyet ve güven içinde yaşamalarını, dinî ve millî kimliklerini, lisanlarını, örf ve adetlerini korumalarını sağlamışlardı. Böyle bir âlicenaplığa karşı nankörlük edilemez, sadece teşekkür edilir, minnet duygusuna sahip olunur.

Türkiye Yahudilerinin ve Sabataycılarının, Müslüman çoğunlukla barışması ve uzlaşması gerekmektedir. İslâm dini gayr-i müslimlere, zımmilere hak ve hürriyet tanır. Onlar da, buna karşılık Müslümanlarla iyi geçinmelidir.

Türkiye’yi İsrail’in bir sömürgesi haline getirmek, ülkede gizli bir Yahudi hegemonyası kurmak, Müslümanlardan Beni Kurayza’nın intikamını almak gibi ham hayaller peşinde koşanlar varsa, bilmelidirler ki, bunların ne Yahudilere, ne de Sabataycılara bir yararı olur, aksine bir sürü zarar ve felakete yol açar.

Son devirde yetişmiş önemli Musevî ilim ve kalem adamlarından Profesör Avram Galanti namuslu, realist (gerçekçi), insaf sahibi bir aydındı. İlmin ve akl-ı selimin (sağduyunun) ışığında doğruları söylemekten asla çekinmemiştir. Şapka Kanunu çıkmadan önce “Frenk Mukallitliği ve Şapka” adında küçük bir kitap yayınlayan İskilipli Âtıf efendi İstiklal Mahkemesi kararıyla idam edilmiştir. Alfabe devriminden bir yıl önce “Arabî Harfleri Terakkimize Mâni Değildir” kitabını yayınlayan Avram Galanti ise, idamdan kurtulmuş olmasını Museviliğine borçludur. İmdi günümüzdeki Musevî fikir adamları, cemaat ileri gelenleri de Tekin Alp (Moiz Kohen) gibi davranmamalı, Profesör Avram Galanti gibi hareket etmelidir. Türkiyeliliğe, vatandaşlığa, insanlığa yakışan da budur.

Ilgaz Zorlu bey kurcalamamış ve kamuoyunu uyarmamış olsaydı, Şişli Terakki konusunda bazı Sabataycıların yaptıklarından haberimiz bile olmayacaktı. Bu işin perde arkasında CHP ve Cumhuriyet gazetesi de varmış. Umarım ki, gerçekler ortaya çıkar. Bir hakikat kalmasın Allah’ım âlemde nihan.

Türkiye Musevileri ve Sabataycılar da bu ülkenin çocuklarıdır. Bu memleketin, bu milletin nimetlerini yemektedirler. Binaenaleyh Türkiye’yi sevmeye mecburdurlar. Azınlık oldukları için ahlâka aykırı işlerden, suiistimallerden, yamukluklardan şiddetle kaçınmaları gerekir. Goi’lere (Bizden olmayanlara) her şeyi yapmak caizdir, onları dolandırmak sevaptır gibi fâsit düşüncelere düşmemelidirler. Musevî şeriatının da ahlâk ilkeleri vardır. Bunlara uymaya mecburdurlar.

Sabataycı büyük bir medya babası (Yahudi ismi nedir bilmiyorum) yayınladığı gazetelerde ve dergilerde, çalıştırdığı televizyon kanallarında İslâm’a ve Müslümanlara ateş püskürüyor, medenî bir vatandaşa yakışmayacak düşmanlıklar yapıyor. Olacak şey midir bu? Onun, bugün yaptıklarının tam aksine, Müslüman çoğunluğun temel haklarını koruması gerekmez mi? Biz Müslümanlar onları 1492’de ülkemize çağırıp korumuştuk, onların da bugün Müslümanlara yardımcı ve destek olmaları icap etmez mi?

İsrail’deki dinî makamların ve Türkiye Hahambaşılığının inadı bırakıp, Sabataycıların Yahudi kimliklerini kabul etmesi gerekir. Onlar, Sabataycıların Yahudi olduğunu bal gibi biliyor, fakat bilmezlikten geliyor. Habeşistan’ın Falaşalarını, marksist ve ateist Yahudileri bile İsrail’e kabul ediyorlar da, Yahudiliğin bir tarikatına mensup olan Sabataycıları niçin kendilerinden saymıyorlar? Samimi olamazlar!

Nice Sabataycının gizli Yahudi ismi vardır. Yine nicesi Cumartesi gününe riayet eder. Belli bir günde Yahudi orucu tutarlar. Kendi aralarında evlenirler. Kendi dinlerine göre nikah yaparlar. Ölülerini kendi mezarlıklarına gömerler. Bütün bunların inkârı mümkün müdür? Sinagogları, hahamları, hahambaşıları bile vardır.

(Ilgaz Zorlu’nun broşüründen temin etmek isteyenler için onun broşürde yazılı telefon numarasını veriyorum.

0212 / 225 61 09) 30 Mart 2000

Yorumlar kapatıldı.