İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Adam Eksikliği

Cuma günlü yazı çıkmamıştır.

 

Bu memlekette her şey var. Üç tarafı denizlerle çevrili geniş bir ülke, yetmiş milyona yaklaşan bir nüfus; münbit topraklar, ormanlar, madenler; ziraate, hayvancılığa, sanayie müsait imkanlar ve şartlar; büyük bir tarih ve kültür mirası, evet her şey mevcut. Lakin çok önemli bir unsur yok. O da vasıflı, güçlü, üstün insan unsuru. Yeterli miktarda böyle insanlar bulunmadıkça hiçbir şey yapılamaz.

Politikacılarımız, idarecilerimiz, aydınlarımız, seçkinlerimiz, üst tabakamız vasıflı değil. Nasıl vasıflı olunur. İnsana vasıf, güç, üstünlük kazandıran şeyler üç kategoride mütalaa edilir:

Birincisi: Bilgi ve inanç bakımından,

İkincisi: Aksiyon, amel, ahlâk, fazilet bakımından,

Üçüncüsü: Güzellik, sanat, estetik bakımından.

Vasıflı, üstün, güçlü, yeterli insanlar kendi kendilerine yetişmez. Okullar, üniversiteler, eğitim sistemleri adam yetiştirir. Bizde vasıflı adam yetiştiren müessese yoktur. Bu gibi müesseseler çökertilmiştir. Türk milleti cahillik ile terbiye edilmektedir.

İyi bir anayasa yapılırsa her şey düzelirmiş. Ben böyle aptalca dualara âmin demem. Elbette iyi bir anayasa yapılmalıdır. Ama iyi, güçlü, vasıflı, üstün adamlar ve kadrolar olmazsa iş başında, sadece iyi anayasa bir işe yaramaz.

Müslüman, inançlı, dindar elemanlardan müteşekkil kadrolar işleri düzeltir, memleketi selamete çıkartabilirmiş. Bu da bir hayalden ibarettir. Şayet Müslümanlar vasıflı, güçlü, üstün, yüksek seviyede olmazlarsa onlar da bir iş yapamazlar.

Dünyanın güçlü, medenî, ileri, başarılı, mâmur, zengin ülkelerini böyle yapanlar oralardaki kaliteli idarecilerdir.

Birkaç istisnaî vasıflı kişi ile ülke düzelmez. Yeterli sayıda olmaları ve kadrolaşmış bulunmaları gerekir.

Osmanlı İmparatorluğu 17’nci asırdan itibaren duraklamaya, gerilemeye ve çökmeye başlamıştır. Japonya harikalar meydana getirirken biz boş veya yanlış işlerle uğraşıp durduk. Japonlar Şintoizme ve Budizme karşı savaş ilan etmiş, milletin kimliğini değiştirmek için didinip durmuş olsalardı bugünkü ileri, güçlü, üstün hale gelebilirler miydi?

Sovyetler Birliği ateizm propagandası yaptı, Bozbenjik teşkilatı ile Allah’la ve dinle savaş etti de neticede ne oldu? Sistem çöktü, ardından korkunç bir kaos ve iflâs meydana geldi.

Kaliteli, güçlü, üstün insanlar soygun, talan, hortumlama, haramilik, hırsızlık, rezillik yapmazlar. Devletin malı deniz, yemeyen domuz zihniyetiyle hareket etmezler. Vasıflı olmanın şartlarından biri de ahlâklı, faziletli, şerefli, namuslu, hakkaniyetli olmaktır.

Türkiye’nin bugünkü hale gelmesinin iki ana sebebi vardır:

Birincisi: Azgın, saldırgan, kuduz, militan, insafsız din ve iman düşmanlığıdır.

İkincisi: Dine hizmet perdesi ardında din sömürüsü yapılmasıdır.

İsrail’de dinsiz ve Allahsız Yahudiler bile Tevrat’a ve Musevî şeriatına hürmetkârdır. İsrail’de, bizde olduğu gibi, millî kimliği ayakta tutan dine karşı savaş ilan edilse; devlet de, ülke de bir iki yılda çöker, batar.

Amerika Birleşik Devletleri’ni bugünkü hale getiren güç kaynaklarından biri de, orada dine, inanca, din hürriyetine son derece önem verilmesi, saygı gösterilmesi, paraların ve pulların üzerine “Biz Tanrı’ya güveniyoruz” diye yazılmış olmasıdır. Amerikan rejimi dinlere, dindarlara savaş açsın, kısa zamanda ülke de, devlet de, millet de dejenere olur batar.

Türkiye’de Müslüman çok ama vasıflı, güçlü, tuttuğunu kopartan, himmetiyle dağları deviren, harikalar meydana getiren üstün Müslümanlar ya hiç yok, yahut birkaç istisnaî kişiden ibaret. Üstün Müslümanlar yetiştirecek ne mektep var, ne üniversite, ne de bir eğitim sistemi. Şucular, bucular, ocular, feşmekan efendiciler, falan hazret taraftarları ile sadra şifa olacak bir şey yapılamaz.

Kötü sistemi değiştirmek, onun yerine doğru ve iyi bir sistem getirmek için yola çıkmışlar, bir sürü edebiyat yapmışlardı. Sonra ne oldu? Bozuk sisteme entegre oldular ve onun haram, necis, kirli, pis, gayr-i meşru rant ve kemiklerini yemeye başladılar.

Selahaddin Eyyubî ile Haçlılarla işbirliği yapan bazı hain ve sürüngen atabekler bir olur mu hiç? Şeyh Şâmil gibi hakikî ve muhlis mücahidlerin mağlubiyetleri bile sahte kahramanların düzmece cihad ve zaferlerinden üstündür.

Dini imanı para olan, nefs-i emmaresine put gibi tapan adamlar İslâm’a ve ümmete hizmet edebilir mi?

Ben malının ve servetimin hiçbir kısmını ve parçasını saklamamak şartıyla mal beyanında bulunamayan adamlara dâvâ adamı demem. Dâvâ adamlığı ile bezirganlık birlikte yürümez.

Memleket, millet, devlet çok kötü vaziyette, her taraftan çatırtılar duyuluyor ve o sefiller güruhu hâlâ kendi hubb-i riyasetleri, kendi şahsî menfaatleri ve nüfuzları, batasıca nefslerinin tatmini için çırpınıyorlar. Bu sefillere adam denilir mi?

Suya hasretinden şerha şerha çatlamış toprak gibi Türkiye kaliteli adam hasretiyle yanıyor. İlimli, irfanlı, kültürlü, hikmetli, ahlâklı, faziletli, karakterli, mürüvvetli, sanatlı, asaletli, ihlâslı, istikametli adamlar. 18 Aralık 1999

Yorumlar kapatıldı.