İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Belgeleri Kimler Yok Etti?

Cuma

 

Gershom Scholem, Sabatay Sevi ile ilgili kitabında

(Fransızca tercümesi, s. 403, 176 numaralı dipnotu)

“Sabatay Sevi ile ilgili hiçbir resmî Türk belgesi bu güne kadar bulunamamıştır ve gelecekte de bir şey bulmak ümidi pek kuvvetli değildir. Profesör Uriel Heydt, 1665 Ekiminden 1678 Nisanına kadar olan zaman içindeki hükümet kararlarını ihtiva eden ciltlerin (dosyaların) İstanbul Devlet Arşivlerinde mevcut olmadığını ortaya çıkartmıştır” diyor. Profesör U. Heydt’in, Tarbits, XXXV (1956), s. 337-339’da yayınlanan İbranice araştırmasının başlığı “Sabatay Sevi ile ilgili bir Türk belgesi” olduğuna göre, arşivlerimizde İzmirli Mesih hakkında en az bir belge olması gerekmektedir.

Yahudi Profesör ve araştırıcı Heyd’in iddiası doğru ise, devlet arşivlerimizden Sabatay Sevi ve Sabataistlerle ilgili belgeleri kimler yok etmiştir?

Tarihini tam olarak hatırlamıyorum, büyük ihtimalle 1986’daydı, bir gün Beyazıt’ta bir sergiciden Başbakanlık Devlet Arşivi’ne ait bir tomar vesika satın almıştım. Bunları daha sonra, Yeni Haber gazetesi vasıtasıyla Arşiv’e verdirttim. Maalesef titizlikle korunması gereken resmî evrakımızın bir kısmı kaybedilmiş, hatta bir ara balyalar halinde okkası 2,5 kuruştan Bulgaristan’a satılmıştır.

Devlet Arşivimizdeki Sabatay Sevi ve Dönmelerle ilgili resmî belgeleri kimler, niçin, nasıl yoketmişlerdir? Bunlar arşivden alındıktan sonra bir yerde saklanmış mıdır, yoksa imha mı edilmişlerdir?

Sabatay Sevi son üç buçuk asırlık tarihimizin yetiştirdiği çok önemli bir şahsiyettir. Ben onu, bu devre içinde zuhur etmiş on mühim kişi listesine koymuşumdur. Sabatay Sevi, krallığını ilân etmiş ve bu ülkede hakimiyetin Türklerden Yahudilere geçtiğini korkmadan ve açıkça beyan etmiştir. Bilhassa son bir asırlık tarihimizde meydana gelen akıllara durgunluk verecek hadiseleri anlamak için Sabatay Sevi’yi ve Sabataycılığı iyi bilmek gerekir. Yazık ki, Türk tarihçileri içinde İbranice bilen kimse yoktur ki, gereken araştırmaları yapsın, bu konuda daha önce yayınlanmış olan ilmî ve tarihî tedkikatı gözden geçirebilsin.

Türkiye’yi, yakın tarihimizi ilgilendiren çok önemli bir konuda cahil olmak, araştırma yapmamak afedilebilir mi? Ankara’daki Tarih Kurumu Sabatay Sevi ve Sabataycılar konusunda niçin ilmî, ciddî, mufassal araştırmalar yaptırtmıyor, yayınlamıyor?

İslâmî kesimde bir sürü vakıf, cemaat var. Her yıl islâmî hizmet ve faaliyetler için milyarlarca dolar harcanıyor. Bu paraların bir kısmı ile niçin ilmî çalışma ve araştırma yapılmıyor?

Evet soruyorum: Devlet arşivlerimizdeki Sabatay Sevi ve Sabataycılarla ilgili önemli belgeler ne olmuştur?

Evrensel Değerler

Kosova meselesi yüzünden NATO’nun Sırbistan’a savaş ilan etmesi, 21’inci yüzyılda devletlerin hâkimiyetlerinin üzerinde evrensel değerlerin bulunacağını, bunlar ihlal edildiği takdirde hâkimiyetlere saygı gösterilmeyeceği anlaşılmaktadır.

Dünya jandarması ABD ezilen, yokedilmek istenen Kosova halkı için savaşı göze almıştır. Lakin Filistin halkı için aynı hassasiyeti göstermemektedir.

Kosova’daki müdahaleden sonra ilk fırsatta Kürt meselesini ele alacaklar ve Türkiye’nin devlet hakimiyetine gölge düşüreceklerdir. Devlet adamlarımızın, siyasî iktidarların, dışişleri bakanlığı yüksek bürokratlarının, istihbaratçıların buna karşı tedbirler düşünmeleri, Türkiye’yi parçalatmayacak bir satranç oynamaya çalışmaları gerekir.

Kosova’da durum oldukça basittir. Kosova’da yaşayan halkın büyük çoğunluğu Arnavut ve Müslümandır. Kosova’nın, Kosovalıların olmasını istemek kolaydır. Türkiye’de ise, Kürt nüfusunun büyük kısmı ülke sathına dağılmış; İstanbul, İzmir, Bursa, Adana, Mersin gibi büyük şehirler Kürt kökenli vatandaşlarla dolmuştur. Türkiye’nin etnik bir parçalanmaya müsait durumu yoktur. Böyle bir parçalanma büyük facialar getirir, milyonlarca vatandaş mağdur olur.

İnsan haklarını bahane ederek ülkemize federatif bir yapı getirmek isteyeceklerdir. Kokuşmanın son haddine vardığı, Akdeniz-Latin karakterinin hâkim olduğu sosyal ve kültürel bir iklimde federatif sistem yürür mü? Yoksa korkunç bir kaosa mı yol açar?

Peki bugünkü Balkan savaşı kısa bir zamanda sona erebilecek midir? Yoksa savaş genişleyecek; Arnavutluğu, Makedonya’yı, Yunanistan’ı, Türkiye’yi, Bulgaristan’ı da içine alarak büyük bir yangına mı dönüşecektir?

Rusya Federasyonu’nun yaşayabilmesi için Çeçenistan’ın federasyon içinde kalması gerekir. Çeçenler ise buna asla razı olmayacaktır. Çeçenistan tam bağımsızlık kazandığı takdirde büyük Rusya Federasyonu’nun da çatırdamaya başlaması ve bunun sonunda dünyayı altüst edecek gelişmeler olması mümkündür.

Millî devletlerin hâkimiyetlerinin 21’inci asırda mutlak olmayacağına, onların üzerinde evrensel değerler bulunacağına göre Türkiye’deki siyasî sistemin istikbali nasıldır? Şu anda ülkemizde insan hak ve hürriyetleri ihlal edilmekte, bilhassa din, inanç ve inandığı gibi yaşamak hürriyeti kısıtlı bulunmaktadır. Bizde insan hakları ve evrensel değerler yerine resmî ideolojinin ilkeleri ve laiklik ilkesi vardır. Günün birinde bu yüzden de büyük buhranlar zuhur etmesi düşünülebilir. Her hâl ü kârda yeni yüzyılın eskisine benzemeyeceği, bambaşka rüzgârların eseceği anlaşılmaktadır. 17 Nisan 1999

Yorumlar kapatıldı.