İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Bir Türkoloji Öğrencisi

Çarşamba

Bir türkoloji öğrencisiyle tanıştım. Hangi üniversitede okuduğunu yazmayacağım. Üçüncü sınıftaymış, dindar ve iyi ahlâklı bir genç olduğu anlaşılıyordu.

Yarım saatlik konuşmamız esnasında türkoloji ve genel kültür sahalarında durumunun pek parlak olmadığı meydana çıktı.

Bir kere, ihtisasının konusu olan Osmanlıca okuma ve yazma hususunda zayıftı. Yazısı kargacık burgacıktı. Türkoloji, tarih, ilahiyat öğrencilerinin en azından güzel rık’a yazısı yazabilmeleri gerekir. Eski metinleri kekeleyerek okuyordu ve hayli yanlış yapıyordu.

İngilizcesi iyi değildi. İlmî, edebî, fikrî bir eseri okuyup anlayamazdı bu kadarcık bir yabancı dil ile.

Edebiyat tarihini de iyi bilmiyordu.

Liselerde mutlaka öğrenilmesi gereken psikoloji, mantık, ahlâk, metafizik, estetik, sanat tarihi ve kültürü, sosyoloji gibi konularda da birikimi yoktu. Mefhumları ve istılahları (kavram ve terimleri) bilmiyordu.

İstanbul’daki belli başlı müzeleri gezmemişti. Muntazaman ve sık sık kütüphanelere gidip kitap karıştırmıyor, araştırma yapmıyordu.

Geçenlerde bir profesör dostumuz, “YÖK sayesinde üniversitelerimiz ortaokul seviyesine düşmüştür” demişti. Türkoloji öğrencisiyle konuştuktan sonra bu ağır ithamın doğruluğunu bir kere daha anladım.

Bahsettiğim genç dinî bir cemaate mensupmuş. Dinî cemaatler kendilerine intisap eden veya ettirilen gençlerin bilgili, ahlâklı, faziletli, vasıflı, güçlü, üstün, yeterli olarak yetişmeleri için programlar yapmaya, çare ve çözümler bulmaya mecburdur. Esnaftan, bakkaldan, kassaptan müntesipler pek kültürlü olmayabilir ama üniversite öğrencilerinin câhil ve yetersiz kalmaları ayıptır, büyük bir kusurdur. Böyle bir ayıp ve kusur elbette ki, cemaat baronu efendi hazretlerine ve cemaatin hükmî şahsiyetine râcidir.

Bizim efendi hazretleri çok büyüktür. Zamanın kutbu, gavsi, biriciğidir. Diğer şeyhler çok küçüktür. Bizim hazretin kerametleri çoktur. Bizim cemaat en büyük ve en mühim cemaattir. Ötekiler fasafisodur… Bu gibi boş propagandalar ve hezeyanlar bir Müslümana asla şeref vermez. Aksine onun kadr ü kıymetini tenzil eder (azaltır).

Edebiyat, tarih, felsefe, sanat tarihi, sosyoloji gibi branşlarda yüksek tahsil gören Müslüman gençler için paralel ve alternatif bir eğitim sistemi kurulmalı ve onlara:

1. Türkçe, Osmanlıca, lisan kültürü verilmelidir. Fuzulî divanını anlayarak ve haz alarak okuyamayan bir kimse kesinlikle Türkiyeli bir münevver (aydın) olamaz.

2. Bu gibi gençlerimize, Osmanlıcayı güzel ve okunaklı bir şekilde yazabilme, Osmanlıca ile not tutabilme mârifeti kazandırılmalıdır. Bunun için hocalar bulunmalı, kurslar açılmalıdır. Öğrenci böyle bir şeyi öğrenmek istemezse hemen defedilmelidir.

3. Öğrencilere mutlaka şehir kültürü ve görgüsü kazandırılmalıdır. Kırsal kesim, gecekondu, varoş kültürü ile yüksek medeniyet olmaz.

4. Öğrencilerin ileride vasıflı, güçlü, üstün, hikmetli aydınlar olması için çalışılmalı, çare ve çözümler araştırılmalı, bunlar tatbik edilmelidir.

5. Öğrencilerin geleneksel sanatlardan birini öğrenmesi sağlanmalıdır.

İslâmî kesim genç insan unsurunu genellikle gecekondulardan, kırsal kesimden, taşra ve varoşlardan, sosyal-kültürel seviyesi pek yüksek olmayan ailelerden seçmektedir. İslâmî kesim Bağdad caddesinden, Ataköy’den, Boğaz yalı ve korularından, Etiler’den, Florya’dan, her villası veya köşkü birkaç milyon dolara satılan lüks sitelerden genç devşiremiyor. Bu yüzden bizim kadrolarımız zayıf oluyor. Bu zaafı gidermek için öğrencilerimizi mutlaka ve mutlaka çok güçlü yetiştirmemiz gerekir. Maalesef cemaatler ve baronlar bu işi yapamıyor.

Akılları dumura uğramamış, vicdanları nasırlanmamış, basiretleri bağlanmamış aydınlar bu gibi konuları müzakere etmelidir.

Milyarlarca Dolar Ne Oldu?

Son otuz kırk yıl içinde Müslümanlardan islâmî hizmet ve faaliyetler için milyarlarca dolar toplandı. Bu paralarla İslâm’a, Türkiye’ye, insanlığa, gerçeğe hizmet eden güçlü, üstün, vasıflı bir medya kurulması gerekmez miydi? Yazık ki, şu anda böyle bir medyaya sahip değiliz ve bunun acısını çekiyoruz.

Müslümanlardan toplanan paralarla İngiltere’deki Eton koleji gibi mükemmel bir kolej açılması gerekmez miydi? Gerekirdi ama açılamamıştır.

Müslümanlardan toplanan paralarla büyük bir kültür seferberliği başlatılıp, islâmî kesimin şehirlileştirilmesi; ilmî araştırmalar, sanat faaliyetleri, mimarlık gibi sahalarda yükselmeleri ve üstün hale gelmeleri sağlanmış olmalı değil miydi? Maalesef bu işler de yapılamamıştır.

Peki, Müslümanlardan toplanan milyarlarca dolar ne olmuştur? Bu paralarla neler yapılmıştır?..

Savaş güçlü ve üstün bir medya olmadan kazanılamaz. İşte din düşmanı, temel hak ve hürriyetlerin inkârcısı menfi gazete ve televizyonları görüyorsunuz. Müslümanlarla kedinin fare ile oynadığı gibi oynuyorlar. Onların densizlikleri, dinsizlikleri, saldırganlıkları, hakaretleri, zulümleri, iftiraları, yalanları, aşırılıkları karşısında kuru feryatlar bir işe yaramıyor. Masonlar bizi mahvetti, ateistler yalan söylüyor, İslâm karşıtları haksızlık ediyor gibi şikayet edebiyatının bir faydası yoktur. Onlarınki kadar güçlü, tesirli gazetelerin, dergilerin, televizyonların yoksa kendini savunamazsın, hakkını koruyamazsın.

Müslümanlardan toplanan paraların bir kısmı ile elbette birtakım hizmet ve faaliyetler yapılmıştır. Bunu inkâr eden yoktur. Lakin, bu paraların büyük bir kısmı çarçur ve israf edilmiştir. Din baronları bu muazzam meblağların hesabını vermekle mükelleftir.

Biz İslâm’a hizmet edeceğiz diyerek dindar hanımların bileziklerini, yüzüklerini, küpelerini bile toplayan adamlar Ümmet-i Muhammed’e hesap versinler. Saray yavrusu lüks villalarının, yalılarının, köşklerinin, gayr-i menkullerinin, altınlarının, dolar ve marklarının, lüks limuzin arabalarının hesabını versinler.

Şimdiye kadar baron ihtirasları, şahsî kaprisler, faydasız reçeteler, boş dünya tantanaları ve debdebeleri; gurur, kibir ve nümayişe yönelik şeytanî faaliyetler için harcanan trilyonların hesabını kimler verecektir? Bu hesaplar dünyada sorulmasa bile âhirette sorulup görülmeyecek mi sanılıyor?

Müslümanların ilme, irfana, medeniyete, kültüre, sanata, mimarlığa, hukuk tefekkürüne, çok güçlü ve üstün bir medyaya, çağ seviyesinde özel kolejlere, üniversitelere, araştırma merkezlerine ihtiyacı vardır. Bunlar niçin kurulamamıştır? İslâmî kesimde en başarılı iş para toplamaktır. En başarısız iş de bu paraların harcanmasıdır. Felaketlerimizin esbabı (sebepleri) buradadır. 27 Mayıs 1999

Yorumlar kapatıldı.