İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Mehmet Şevket EYGİ – Vahdet – Haziran 2016

 

  1.  

    Nasıl bir Müslümanım?

    Elhamdülillah mü’minim Müslümanım ama iyi bir Müslüman olmadığımı biliyorum.

    Bendenizin Müslümanlığı nasıl bir Müslümanlıktır.

    Madde madde arz edeyim:

    1- İtikatta ve amelde Ehl-i Sünnet ve Cemaat Müslümanıyım.

    2- İtikatta imamım İmam Mâturidî hazretleridir.

    3- Amelî konularda Hanefî mezhebine bağlıyım.

    4- Mezhepsizliği kötü görürüm. Mezhepsizlik dinsizliğe köprüdür.

    5- Telfik-i mezahibi kötü görürüm.

    6- Dinde reform, yenilik, değişim yapılmasını, light ve ılımlı bir İslam türetilmesini büyük sapıklık ve hıyanet olarak görürüm.

    7- Ehl-i Sünnet, kurtulacak olan Fırka-i Nâciyedir.

    8- Ehl-i Sünnet İslam’ın ana caddesidir.

    9- Ehl-i Sünnet Sevâd-ı Âzamdır.

    10- Cahillerin, avamın, mukallitlerin Kur’an’dan kendi re’y ve hevalarıyla hüküm çıkartmalarını sapıklık olarak görürüm.

    11- Bütün dinî konularda icazetli Sünnî ulemaya, fukahaya, şeyhlere tabi olunması gerektiğine inanırım.

    12- Sahih bir itikattan sonra İslam’ın ikinci ana şartının beş vakit namaz kılmak olduğunu bilirim.

    13- Zaruriyat-ı diniyeden birini inkar edenin kafir olacağını bilirim.

    14- Ehl-i Sünnete aykırı bütün inançların, görüşlerin, fetva ve ruhsatların sapıklık olduğunu bilirim.

    15- Şeriata aykırı bütün çarelerin, çözümlerin, reçetelerin; geçersiz, faydasız, heder olduklarına dair çok kuvvetli bir inanç ve bilgiye sahibim.

    16- Ümmet şuuruna sahibim. Bütün mü’minlerin tek bir Ümmet çatısı altında toplanmalarını isterim.

    17- Her Müslümanın, zamanın râşid İmamına biat ve itaat etmesi gerektiğini bilirim. Bu itaat ve biat bağına sahip olmadan ölenlerin sanki cahiliyet ölümüyle ölmüş olacaklarına dair Peygamberimizin (Salat ve selam olsun ona) tehdidinden haberim vardır.

    18- Din ile dünyayı ayırmanın, sekülerizmin küfür olduğunu bilirim.

    19- İslam’dan başka hak din olmadığını bilirim.

    20- Resulullahın (Salat ve selam olsun ona) risaleti ve daveti kendisine ulaştıktan sonra bunu kabul etmeyenlerin ehl-i necat ve ehl-i cennet olmayacaklarını bilirim.

    21- Kendini beğenmenin, dev aynasında görmenin büyük bir noksanlık ve günah olduğundan haberim vardır.

    22- İnsanın en büyük düşmanının kendi nefs-i emmâresi olduğunu bilirim.

    23- Bütün aczime ve yetersizliğime rağmen, ilmihal seviyesindeki iki kere iki eder dört derecesinde doğru İslamî bilgilerin

    yayılması için haddimi bilerek çalışırım.

    24- İhlasla yapılmayan bütün ibadetlerin, hizmetlerin, cihadın, hayır hasenatın kabul edilmeyeceğine dair güçlü ve sağlam

    bilgiye sahibim.

    25- İslam dinine en büyük zararı, din sömürücüsü şerefsiz eşkıyanın ve haşaratın verdiği görüşündeyim.

    26- Allahü Teala’nın Afüv ve Kerim olduğunu, afvetmeyi sevdiğini bilir, afvedilme ümidi beslerim.

    27- Hiçbir rütbem, derecem, fazilet ve meziyetim yoktur. Kurtuluşum Allahü Teala’nın afvine, fazl u keremine kalmıştır. 01 Haziran 2016

    Olacak Şey Değil!

    Şaşmak, hayret etmek huyum yoktur. Aşağıdaki haberi okuyunca hiç şaşmadım.

    Önce kısa bir paragraf okuyalım ve sonra birkaç yorum yapayım:

    “ADÜ Veterinerlik Fakültesi Zootekni Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr.

    (…..)

    ‘un

    kişisel sosyal medya hesabından 29 Mayıs’ta yaptığı, İstanbul’un fethiyle ilgili

    «Bugün muhteşem bir uygarlık olan Doğu Roma İmparatorluğu’nun başkenti Konstantinopolis’in barbar ve bağnaz bir kabile tarafından işgalinin yıl dönümü»

    paylaşımı tepki topladı…”

    Rektörlük profesörü açığa almış ve hakkında tahkikat başlatmış. Netice ne olur bilmem. İşte böyle çılgın bir Türkiye’de yaşıyoruz.

    Böyle bir üslûp bir profesöre yakışmaz.

    Doğu Roma’nın veya Bizans’ın bir vakitler gerçekten muhteşem bir medeniyeti vardı ama 1453’te bu medeniyet sönmüş ve şehir harabeye dönmüştü.

    Konstantinopolis’in yıldızının sönmeye başlaması 1204 tarihinde Avrupa’dan gelen Haçlı ordusunun şehri istila ve yağma etmesiyle başlamıştır.

    Katolik Haçlılar, Ortodoks Hıristiyan kardeşlerine öylesine vahşi, öylesine korkunç bir şekilde zulm etmişlerdi ki,

    namuslu ve haysiyetli Hıristiyanlar bile aradan 800 küsur yıl geçtikten sonra dahi bundan utanç duymaktadır.

    Yakmışlar, yıkmışlar, yağmalamışlar, öldürmüşler, kadınların ve kızların ırzına geçmişler, Ayasofya’nın içine eşekler ve atlar sokarak mabedi pisletmişler, patrik kürsüsüne bir fahişe çıkartarak dinle alay ettirmişlerdi.

    Türkiyeli bir profesörün bu üslûbu sadece iğrenç değil, aynı zamanda ibret vericidir.

    Bu zatın Müslüman olduğunu sanmıyorum. İki kimlikli bir Kripto olabilir.

    Aklı başında bir kimse olduğunu da zannetmiyorum.

    İçinden böyle düşünse bile, taqiyye yaparak duygularını gizlemesi gerekirdi.

    Böyle talihsiz olaylar, ateşli mail’ler atarak, saman alevleri tutuşturarak protesto edilmez.

    Böylelerine verilecek en güzel cevap, Ayasofya’nın tekrar cami yapılmasıdır.

    Müslüman halkın, İslamcı siyasî iktidara, milyonlarca mail göndererek bu konuda baskı yapması gerekir. Ayasofya’yı açtıramayanların ateşli mail’leriyle hiçbir şey halledilmez. 02 Haziran 2016

    Vasıflı Müslümanın Erdemleri

    1. Kur’an’ın kesin emirlerini yerine getirir. 2. Mesela beş vakit namaz kılar. 3. İlmihalini bildiği için ihlasın ne olduğunu bilir, namazı ihlasla kılar, namazın ve diğer ibadetlerin ihlassız kabul edilmeyeceğini bilir. 4. Kur’an’ın kesin yasaklarından uzak durur. 5. Mesela gıybet ve israf yapmaz. 6. Kur’an’daki öğütlere kulak verir ve onları tutar. 7. Ramazanda oruç tutar. 8. Oruç tutabileceği halde para karşılığında sahte rapor almaz. 9. Zekatını Kur’an’a, Sünnete, Şeriata, fıkha uygun olarak hak sahibi gerçek kişilere temlik ederek verir; tüzel kişilere, derneklere cemaatlere vakıflara vermez. 10. Uyanık ve şuurlu bir Müslüman olan kişi, zekatını zekat uğrularına, eşkıyasına kaptırmaz. 11. Vasıflı Müslümanda Ümmet şuuru vardır. Ümmet mensubu olduğunu bilir, ümmet birliği için çalışır, ümmete zarar veren şeyler yapmaz. 12. Vasıflı Müslüman, zamanın İmam-ı Kebirine biat ve itaat etmenin vacib olduğunu bilir. Böyle bir biat bağına sahip olmadan ölen kimsenin cahiliyet ölümü ile öleceğini de bilir. 13. Vasıflı ve erdemli Müslüman müstaqimdir, yani dosdoğru bir insandır. 14. Vasıflı Müslüman, hangi dünyevî mesleğe sahip olursa olsun; akaid ilmi, fıkıh ilmi, Kur’an kıraati ilmi öğrenir ve emsaline imamlık yapacak seviyede bulunur. 15. Vasıflı Müslüman Ehl-i Sünnet ve cemaat mezhebine bağlıdır. 16. Kur’an’ı kendi re’y ve hevası ile tefsir etmez. 17. O, dinî konularda ukalalık ve tartışma yapmaz. 18. Vasıflı Müslüman cemaat, tarikat, hizip, fırka, parça holiganlığı, militanlığı, fanatizmi yapmaz. 19. Vasıflı Müslüman haram kazanmaz, haram yemez, haramla zengin olmaz. 20. Vasıflı Müslüman soytarılık, şarlatanlık, sahtekarlık, arivistlik yapmaz. 21. O, Müslümandır ama İslamcı değildir. 22.Vasıflı Müslümanın erdemlerini, düşmanları bile kabul ve tasdik eder. 03 Haziran 2016

    Müslümanlar Sınav Sorularını Çalabilir mi?

    SORU: Sınavları (şu veya bu) cemaate mensup olanlar kazansınlar, onlar memur olsunlar, onlar kadrolaşsınlar amacıyla sınav sorularını çalmak caiz olur mu? CEVAP: Böyle bir şey adalete ve ahlaka aykırıdır. Caiz olmaz. Diğer adaylara zulm edilmiş, ehliyetsizlere yol açılmış olur. SORU: Sınavları Müslüman adayların, bizden olan adayların kazanması için meşru olarak, ahlak dairesi içinde kalınarak neler yapılabilir? CEVAP: Bizim adaylarımızı sınavlardan önce iyi yetiştirmemiz gerekir. Onlar için kurslar açarız, onları bilgilendiririz. İmtihanları kazanacak vasıflı, güçlü, üstün adaylar seçeriz. SORU: Bir Müslümanın gözünde “bizden olan kimse” ne demektir? CEVAP: Bizden demek Müslüman demektir. Tevhid inancına bağlı, Lâ ilahe illallah Muhammedun Resulullah imanına sahip, namaz kılan, oruç tutan, İslam ahlakı ile ahlaklı herkes bizdendir. SORU: Müslümanlar içinde ikinci derece alt-kimlikler yok mudur? CEVAP: Vardır ama bu alt-kimlikler, Müslümanları bizden olanlar ve bizden olmayanlar diye ikiye ayırma sebebi olmamalıdır. SORU: Müslümanlar dindar subay yetiştirmeli midir? CEVAP: Müslümanların din kriterlerini göz önünde tutarak, onlara uyarak ve İslam ahlakına bağlı kalarak vasıflı dindar subay yetiştirmeleri gerekir. Bunun için süper zeki, çok yüksek ahlak ve karaktere sahip, çok üstün, çok vasıflı çocuklarını askerî okullara yönlendirmeleri icap eder. SORU: Bunlara nasıl alternatif bir eğitim verilmelidir? CEVAP: En yüksek seviyede edebiyat, tarih, beşerî coğrafya, mantık, psikoloji, ahlak, estetik, metafizik, sanat tarihi ve kültürü dersleri verilmelidir. Hepsi mutlaka Osmanlıca bilmelidir. Hepsi son derece ahlaklı, erdemli, çalışkan, başarılı, arkadaşlarından üstün olmalıdır. Hepsi İstanbul kültürüne, görgüsüne, nezaketine sahip olmalıdır. Hepsi son derece vatansever olmalıdır. Hepsinde vatan, millet sevgisi ve bağlılığı bulunmalıdır. Bu anlattıklarım suç değildir, ahlaksızlık değildir, orduyu sinsice ele geçirmek değildir. Böyle mükemmel subaylar yetiştirmek büyük bir hizmet olur. SORU: İyi ve vasıflı Müslüman bir subay cemaatçilik, tarikatçılık, şuculuk buculuk yapabilir mi? CEVAP: Kesinlikle yapmaz. O, subay arkadaşlarıyla rekabet içinde olmaz. Sadece hayırlı işlerde ve hizmetlerde kardeşçe müsabaka-yarışma yapar. 04 Haziran 2016

    Bunlar Olmazsa Olmaz

    1 ürkiye yüzde yüz yerli ve millî, her cihetten mükemmel otomobilini yapmalı ve bunları bütün dünyada satabilmelidir.

    2. Türkiye devlet büyükleri yüzde yüz yerli ve millî Türkiye otomobillerine binmelidir.

    3. Türkiye, Güney Kore gibi cep telefonları yapabilmeli ve bütün dünyada satabilmelidir.

    4. Türkiye şeffaflık, temizlik, ahlak, fazilet anketlerinde dünya birincisi olmalıdır.

    5. Türkiye dünyanın en vasıflı, en üstün, en güçlü okullarını açmalı ve buralarda; hem Türkiye’ye, hem İslam dünyasına, hem de bütün insanlığa hizmet edecek vasıflı insanlar yetiştirmelidir.

    6. Türkiye suçsuz, mâsum, temiz, haysiyetli insanların cenneti; eşkıyanın, hırsızların, dolandırıcıların, ırz ve namus düşmanlarının cehennemi olmalıdır.

    7. Türkiye, dünyanın trafiği en düzgün ülkesi olmalıdır.

    8. Bütün bunların olması için Türkiye bilgece idare edilmelidir.

    9. Adalet Türkiye’nin ruhuna sinmeli ve bunun sonunda Türkiye mahkemeleri işsiz, Türkiye cezaevleri ıssız kalmalıdır.

    10. Türkiye’de bir kadına, kıza ve çocuğa tecavüze yeltenen kimse intihar etmiş olmalıdır.

    11. Türkiye’de yasal (KDV’li) ve gayr-i yasal seks köleliği kesinlikle olmamalıdır.

    12. Bütün kötülüklerin, pisliklerin, suçların, haram yemenin ana sebebi olan lüks ve israf Türkiye’den kovulmalı,

    dışlanmalıdır.

    13. Türkiye’de, İngiltere’de olduğundan fazla din, inanç, inandığı gibi yaşamak, fikir hürriyeti olmalıdır.

    14. Türkiye’de din devlet kavgası olmamalı, İslam ile devlet barışmalı ve bütün hayırlı konularda sıkı işbirliği yapmalıdır.

    15. Dünyayı ve insanlığı batıracak bütün kötülüklerin anası olan Batı medeniyeti, global kapitalizm, emperyalizm, sömürgecilik ile araya mesafe konulmalıdır.

    16. Türkiye’de kriptoluk, iki kimlikli olmak yasaklanmalıdır.

    17. Büyük rüşvetçilere, büyük hırsızlara, büyük uyuşturuc u tacirlerine, büyük pezevenklere, büyük çapta yolsuzluk yapanlara, tecavüz edip öldürenlere idam cezası verilmelidir. 05 Haziran 2016

    Köpeklerin Fazileti

    Kedilerin, köpeklerin, eşeklerin, ayıların, hayvanların kendilerine göre faziletleri vardır. Onlar para biriktirmezler, parayla ilişkileri yoktur. Karınlarını doyurunca yan gelip yatarlar.

    ***

    Hiç kimseyi hor görmek istemem ama o ağzı gevşek, geveze ve zevzek adamdan nefret ettim. Cenab-ı Hak cümlemizi ıslah buyursun.

    ***

    Birine: Ben sana iyi giyinme demiyorum, israf etme diyorum. Marka fetişizmi akıllı ve vicdanlı kimseye yakışmaz. O firmanın 15 liraya mal ettiği gömleğe 400 lira verebilmek için insanın çok salak ve geri zekalı olması gerekir.

    ***

    Rica: Ramazanda iftar ziyafetine çağırılmamamı istirham ediyorum. Günler çok uzun olacak, uzaklara gidecek halim yok. Teşekkür ediyorum.

    ***

    Birtakım derneklere, vakıflara, cemaatlere: Sponsorluğunu yaptığınız o kimseler sıkıntılı, problemli insanlardır. Ehl-i Sünnete aykırı inançları, görüşleri vardır. Ağır tenkitlere uğramışlardır. Hem Ehl-i Sünnet geçiniyorsunuz, hem de Ehl-i Sünnete zarar veren kimseleri destekliyorsunuz. Bindiğiniz dalı kesmeyin.

    ***

    Oğlu askere giden bir dostum anlatıyor: Birliğe yeni gelen askerlere, isteyen mescitte serbestçe namaz kılabilir demişler. Güzel bir gelişme. 28 Şubat’ta böyle miydi? Dindarlara düşman gözüyle bakanlar vardı. Çok şükür.

    ***

    Suriye’de olup biten korkunç facialardan ibret almayan, derlenip toparlanmayan, tek bir Ümmet olmayan, râşid bir İmam’a biat ve itaat etmeyen, planlı ve programlı şekilde hizmet etmeyen Türkiye Müslümanlarının başına ne gelirse, onlar bunu hak etmiş olacaklardır.

    ***

    Vazifelerini yapan Ehl-i Sünnet hocalara hürmet ederim. Bu tenkidim onlarla ilgili değildir. Maaşlarını tıkır tıkır alıp oh kekâ yan gelip yatan, Ehl-i Sünneti savunmayan birtakım hocalar var ya, işte onlara teessüflerimi sunuyorum.

    ***

    Cuma namazlarında cemaatten para toplanmayan sur içinde bir cami bilen varsa lütfen haber versin.

    ***

    Bu devirde Müslüman kesim içindeki en büyük bela, birtakım terbiyesiz ve haddini bilmez cahil gevezelerin dinî konularda ukalaca tartışmalarıdır.

    ***

    Bir kız İmam-Hatip okulu öğrencilerinin fotoğrafını gördüm. Kızların çoğu gülüyordu, bazılarının dişleri görünüyordu. Dindar kızların böyle resim çektirmelerini çok yadırgadım. En azından hafifliktir.

    ***

    Oburluğun, durmadan dinlenmeden fazla yemenin on cezasından biri sağlığını kaybetmektir.

    ***

    Bu sene İstanbul’da binlerce ağaç, budama esnasında katledildi, kurudu. Bunu yapanlara bir vatandaş olarak hakkımı helal etmiyorum.

    ***

    Aydın’da bir adamın gizli depolarında beş ton kaçak domuz eti bulunmuş. Domuzcu, zararımı telafi etmezlerse benden yalvar yakar et alan bütün lokantaları ve kurumları teşhir edeceğim diyormuş. Müslüman halka domuz eti yedirenlere lanet olsun! 06 Haziran 2016

    Bunlar Ne Biçim Müslümandır?

    Bunlar nasıl Müslümandır? Bunlar bile bile yalan söylüyor. Bunlar iftira ve gıybet ediyor. Bunlar, başkalarının gizli ayıp ve günahlarını araştırıyor.

    Bunlar ahlaksızlıkta Papa 6’ncı Aleksandr Borjiya’yı geride bırakmıştır. Bunların aklı fikri haram helal ayırımı yapmaksızın para, mal, menfaattir. Bunların işi gücü taqiyye ve kitmandır.

    Bunlarda adalet insaf yok. Bunlar amaca ulaşmak için her vasıtayı mübah görüyor. İşleri güçleri yalan entrika. Bunların itikatlarında vahim bozukluklar var.

    Bunların ahlakı Muhammedî ahlak değil, Makyavel ahlakı. Bunlarda “öteki” Müslümanlara merhamet yok. Bunlar insafsız ve adaletsiz. Bunların içinde haset ve kıskançlık ateşleri var. Bunların dillerinden, bunların şerlerinden Allah’a sığınmak gerek. Yalanları, iftiraları, hileleri, mekrleri ayaklarına dolaşsın.

    Bilsinler ki, İslam ahlakına aykırı davranışları yüzünden işleri rast gitmeyecektir. Üzerinde yürüdükleri yol onları Mevla’ya götürmez, belaya götürür. Böyle düşük ahlaklı kimseler, İslam’ın ve Ümmetin önündeki en büyük engeldir.

    Onlara soruyorum:

    İslam’a, Kur’an’, Peygambere, hikmete göre yalancılık günah değil midir? Gıybet ve iftira günah değil midir?

    Adaletsizlik ve insafsızlık günah değil midir? Bu günahlara caizdir demek küfür değil midir? İyi bilsinler ki: Müslüman yalan konuşmaz ve yazmaz. Yalancılık münafıklık alametidir. Müslüman gıybet etmez. Gıybet, ölü kardeşinin etini yemek kadar iğrenç ve çirkin bir günahtır.

    Müslüman sahtekârlık yapmaz. Allah bize adaleti emretmiş, adaletten ayrılanların sonu iyi olmaz. Yalancılar, müfteriler, gıybet makineleri, entrikacılar, fitne ve fesat saçanlar, hasetçiler tokat yiyip duruyorlar ama bu tokatların nereden geldiğini anlamıyorlar. Ahlaksızlıklarına hiç olmazsa şu mübarek ramazanda ara verseler ne iyi olacak. 07 Haziran 2016

    İşin Başı Vasıflı ve Güçlü Eğitim ve Okullardır

    Otoyollar, havaalanları, barajlar, gökdelenler, AVM’ler, limanlar yapılıyor, maddî ve teknik ilerleme son hızında ama eğitim, kültür, sanat ilerlemiyor, hattâ tam aksine geriliyor… Böyle bir ülke batar.

    Mecburî eğitimden sonra liselerde ve üniversitelerde okumaması, okutulmaması gereken bütün çocuklar ite kaka, zorla, düşe kalka okutuluyor, sonra bunların hepsi maaşlı memur olmak istiyor. Böyle bir ülke de batar.

    Almanya, bizde olduğu gibi her genci liselerde ve üniversitelerde okutmaya kalksa, bir müddet sonra orada işler bozulur ve ülke çöker.

    Kurallar şunlardır:

    1. Eğitim sistemi çok güçlü, çok vasıflı olacak.

    2. Türkiye okulları dünyanın en iyi eğitim veren okulları olacak.

    3. Türkiye’nin eğitim sistemi üzerinde başka eğitim sistemi olmayacak.

    4. Türkiye’de, bütün okullarda ve fakültelerde okumak son derece zor ve zahmetli olacak.

    5. Mecburî ilk öğretimden sonra, okumaya ehliyeti ve liyakati olmayanlar liselerde okutulmayacak.

    6. Başaramayan, beceremeyen, canını dişine tırnağına takarak çalışmayanlar dökülecek.

    7. Bilgi ve kültürün yanında çok güçlü ahlak ve karakter terbiyesi verilecek.

    8. Okuyan her gence estetik, sanat, güzellik kültürü ve boyutu kazandırılacak.

    9. Türkiye liseleri Eton Koleji, üniversiteleri Harvard ile boy ölçüşecek.

    İşte bu memleket bu kuralların hayata geçirilmesi sonunda yücelir ve kurtulur.

    Bugünkü eğitim sistemimiz çağdışıdır. Hem millî kültür ve kimliğimizin, hem de muasır medeniyet seviyesinin altındadır.

    Bugünkü ders kitaplarıyla köy olmaz kasaba olmaz.

    Fransa liselerinde okutulan edebiyat, tarih, coğrafya, felsefe kitaplarına bakabilirseniz ne demek istediğimi anlarsınız.

    Bu memleket gökdelensiz kurtulur ve yücelir ama okulsuz, eğitimsiz yücelemez.

    Milyarlarca dolarımız var ama İngiltere’deki Eton Koleji’ne benzer bir tek okulumuz yok.

    Böyle bir okul açmak için niyetimiz yok.

    Bilmesi gerekenlerimizin acaba yüzde yahut binde kaçı Eton Koleji hakkında sağlam bilgilere sahiptir?

    Siz bütün Eton öğrencilerinin okulda frakla gezdiğini biliyor musunuz?

    Eton’un İngiltere’ye 19 başbakan kazandırdığını biliyor musunuz?

    Eton’un İngiltere demek olduğunu biliyor musunuz?

    Evet, her şeyden önce güçlü vasıflı bir eğitim…8.06.2016

    GerçekDindar

    1. Dini, mukaddesatı alet ederek maddî menfaat, zenginlik, şahsî veya siyasî prestij elde eden kimse, kesinlikle samimî dindar değildir. Dıştan dindar görünebilir ama içten dindar olamaz.

    2. Beş vakit namaz kılmayan Müslüman olabilir ama dindar olamaz.

    3. Kendisine yetecek miktarda ilmihal bilmeyen ve ilmihal bilgilerini hayata uygulamayan dindar olamaz.

    4. İslam ahlakı ile ahlaklı olmayan ahlaksız bir kimse dindar olamaz.

    5. Bütün ehl-i Tevhid ve ehl-i kıble mü’minleri kardeş bilmeyen, mü’min kardeşine buğz ve düşmanlık eden dindar olamaz.

    6. Dindar o kimsedir ki, elinden geldiği kadar Kur’an’ın emirlerini yerine getirir, yasaklarından uzak durur, öğütlerini tutar. Resulullah’ın (Salat ve selam olsun ona) Sünnetine de uyar.

    7. Cemaat, tarikat, hizip, fırka, grup holiganlığı, militanlığı, fanatizmi yapan kimse gerçek dindar değildir.

    8. Dindar Müslüman dünyaya dönük olmaz, dünya hizmet ve vazifelerini yapar olduğu halde âhirete dönük olur.

    9. Dindar kişi parayı, malı, zenginliği ana değer ve put haline getirip ona tapmaz, para için her haltı yemez.

    10. Bir kimsenin dindar olup olmadığını sofrada yemek yerken anlayabilirsiniz.

    11. Dindar görünen biri hem oruç tutuyor, hem de oruçlu ağzı ile gıybet ederek ölü kardeşinin etini yiyorsa, bilin ki, o gerçek dindar değil, sahte dindardır.

    12. Dindar kimseye siz dindarsınız denilince, şayet o gerçek bir dindarsa, hayâ eder estağfurullah der.

    13. Cenneti garantilediğini sanan mağrur ve tasasız kişi gerçek dindar değildir. Gerçek dindarın havf ile reca beyninde olur, hem ümit eder, hem korkar.

    14. Gerçek dindar haram yemez, haram şüphesi olanı da yemez.

    15. Gerçek dindar halîmdir, afveder, intikam almaz, kin tutmaz.

    16. Gerçek dindar Müslümanların kurdu değil, meleğidir. 09.06.2016

    Düzelmezsek Terör Bitmez

    1985’ten beri devam eden terörün beyni dışarıdadır, taşeronluğunu birtakım kriptolar yapıyor.

    Bu kadar silahı, patlayıcı maddeyi, cephaneyi, araç ve gereci onlara kimler tedarik ediyor? Birtakım derin muhalif güçler terörü sinsice destekliyor.

    Siyasî iktidarı seçimlerle, sandıkla yıkamayacaklarını, değiştiremeyeceklerini anlamış olanların bütün ümidi terörde, sivil darbede, kaos ve anarşide.

    Teröre elbette boyun eğilecek değil ama biteceğe de benzemiyor.

    Terörle savaş, icabında Kıyamet’e kadar sürdürülmelidir.

    Doğu ve Güneydoğu’dan yıllardan beri Batı’ya, bilhassa İstanbul’a ve Marmara Bölgesi’ne göç var.

    Birileri Türkiye’nin bir kısmını boşaltmak istiyor.

    Tabiat boşluğu sevmezmiş, boşaltılan yerlere kimleri yerleştirmek istiyorlar?

    Bu soru çok mühimdir, vatandaş bunu unutma sakın. Tekrar ediyorum: Boşaltılan yerlere ileride kimler getirilecektir?

    Terör konusunda Müslümanlara söyleyecek bazı sözlerim var:

    Müslüman bir memlekette İslam yaşanmazsa…

    İslamî adalet ve insaf olmazsa…

    İslamî uhuvvet=kardeşlik olmazsa…

    İslam ahlâkı çiğnenirse…

    Âhiret unutulur, dünyaperestlik yaygın hale gelirse…

    Riba ve zina yaygınlaşırsa…

    Lüks ve israf beyinsizliği hayata hakim olursa…

    İnsanların bir kısmı birbirlerinin kurdu olursa…

    Yalan, dolan, iftira, gıybet toplumu sararsa…

    Birtakım ahlâksız, rezil, sefil, kepaze gazeteler ve tv’ler müstehcen yayınlar yapar, fitne ve fesat yangınlarını kundaklarsa…

    İnananlar emr-i mâruf ve nehy-i münker farzını yerine getirmezse…

    Allah’ın emirleri tutulmaz, yasakları çiğnenirse…

    Tevhid kültür ve medeniyetinin yerini pagan ve cahiliyet kültürü alırsa…

    O ülke maddî ve manevî zelzelelerle sarsılır, belalara uğrar.

    Devlet, halk, ülke olarak topyekûn bir ıslaha (iyileştirmeye, iyiye ve doğruya yönelmeye) ihtiyacımız vardır.

    Bunu yapmazsak başta terör olmak üzere çok tokatlar ve silleler gelecektir.

    İslam’ın kriterlerine göre düzelmezsek iç barış, huzur, adalet, selamet, güvenlik gelmez. 10.06.2016

    Tekrarında Fayda Var

    Tekrarlamakta fayda vardır. Hele şu mübarek Ramazan ayında…

    1- Namuslu, şerefli, iffetli Müslüman başkalarının analarına, karılarına, kızlarına, bacılarına şehvetle bakarak göz zinası yapmaz.

    2- Gıybet ederek ölü kardeşinin etini yemek kadar iğrenç ve çirkin olan dil günahını işlemez.

    3- Anasıyla zina etmek derecesinde ağır bir günah olan riba alma verme işine bulaşmaz.

    4- Cehennem ateşine atılmaya sebep olan rüşvete bulaşmaz.

    5- Allah’ın kardeş kıldığı ehl-i Tevhid ve ehl-i kıble mü’mine düşmanlık, buğz, eziyet etmez; uhuvvet bağlarını kopartmaz. Kusurlarını afv eder, gizli günah ayıplarını araştırmaz.

    6- Azılı ve agresif İslâm, Kur’an, Sünnet, Şeriat düşmanlarını dost ve velî edinmez.

    7- Haram gelir elde etmez, haram yemez, haram servet sahibi olmaz.

    8- Doğru da olsa, yalan da olsa kendini övmez.

    9- Pahalı ve lüks cep telefonu ile öğünmez, böbürlenmez, caka satmaz.

    10- İçkili ve fuhuşlu mekanlarda iftar etmez.

    11- Orucuna, namazına riya karıştırmaz.

    12- Hiçbir aklı başında Müslüman, Kur’an’a Sünnete Şeriata fıkha aykırı şekilde zekât verme ahmaklığını yapmaz; parasını zekat uğrularına ve eşkıyasına kaptırmaz.

    13- Hiçbir olgun ve dengeli Müslüman tarikat, cemaat, grup holiganlığı ve militanlığı yapmaz.

    14- Uçmayan kişileri uçurmaz.

    15- Hiçbir aklı başında Müslüman kadın, erkeklerin bakışlarını açıklardan daha fazla çeken rüküş süslüman kıyafetine bürünmez.

    16- Zerre kadar aklı ve vicdanı olan Müslüman dinini dinsizlerden, münafıklardan, fasıklardan öğrenmez.

    17- Hiçbir akıllı ve kâmil Müslüman âhireti unutup dünyaya kapılmaz.

    18- Müslüman israf etmez ama cimri de olmaz. Kanaatli olur ve Allah’ın kendisine vermiş olduğu nimetleri paylaşır. 11.06.2016

    Liselere Dikkat

    Şu meşhur mâlum mâhut

    GEZİ

    hadiseleri yaman bir sivil darbe teşebbüsüydü. Çok şükür başarılı olmadı. Olsaydı,

    Türkiye Ukrayna gibi olacaktı. Kırım elden gidecek, Don bölgesi ayrılıkçıların eline geçecekti.

    2014’ün sonlarında birkaç kez yazmıştım: Egemen azınlık vesayet rejimi taraftarları, yeni GEZİ denemeleri yapacaklar ve bu işte bazı liseleri ve liseli çocukları kullanacaklardır.

    Lisede okuyan öğrencilerin büyük kısmı hukuken çocuk statüsündedir ve onların her türlü kötülükten, kışkırtmadan, aşırılıktan korunması gerekir.

    Liseliler kesinlikle aktif siyasete, sokak nümayişlerine, yıkıcı hareketlere, çapulculuklara bulaştırılmamalıdır.

    Onlar her türlü holiganlıktan, militanlıktan, fanatizmden, ideolojiden ve aktivizmden uzak tutulmalıdır.

    Onları ne siyasî iktidar kullanmalıdır, ne de muhalefet.

    İmam-Hatip liselerine İslamcılık cereyanlarının hiçbiri sokulmamalıdır.

    Bir liseli genç dindar olabilir ama İslamcı olmamalıdır.

    Bütün liselerde namaz kılmak serbest olmalı, bu iş için yeterli bir mescid bulunmalıdır ama din bütün çirknliklerin, istismarların, kışkırtmaların üzerinde tutulmalıdır.

    İstanbul’un büyük ve köklü bir lisesinde olduğu gibi, müdür konuşma yaparken bir kısım öğrenciler arkalarını dönerek protesto etmemelidir.

    Böyle bir şey ahlâka, terbiyeye, İstanbul kültür görgü ve nezaketine aykırıdır.

    Bu işi kesinlikle öğrenciler planlamamıştır, arka planda birtakım karanlık kişilerin bulunduğundan kimse şüphe etmesin.

    Siyasî iktidar, birtakım önemli, köklü, meşhur okullara müdür tayin ederken, realiteleri göz önünde bulundurmalı, vazgeçilmez kriterlere mutlaka uymalıdır.

    Siyasî iktidar, sayısını çoğaltarak İmam-Hatip okullarının kalitesini düşürmemelidir.

    Bayındırlık, ticaret, maddî zenginlik konusunda büyük başarılara imza atan iktidar, eğitim ve kültür konusunda başarısız olmuştur.

    Türkiye’yi kurtarmak ve yüceltmek istiyorsak, İngiltere’deki Eton Koleji’nden daha vasıflı daha güçlü, daha üstün okullar açmalıyız.

    Benim bu temenni ve isteğime karşı çıkacak tek iyi niyetli ve vatansever kimse düşünemiyorum.

    Liselerimizi, liseli çocuklarımızı GEZİ zihniyetinden, vesayet rejimi holiganlığından, yıkıcı militanlıklardan, kaostan, anarşiden uzak tutalım. Onları harcamayalım, harcatmayalım. 12.06.2016

    Çağdaş Kölelikler

    Zamanımızda hukukî kölelik yok, insanlar mal gibi alınıp satılmıyor ama eski kölelikten çok kötü, berbat kölelikler var.

    Teknoloji medeniyeti insanların büyük kısmını birtakım cihazların, aletlerin kölesi haline getirdi.

    Televizyon köleliği, bilgisayar, internet, cep telefonu, fıtrata aykırı hayat sürme köleliği…

    Doğru dürüst düşünmeyen ve davranamayan her insan aslında bir köledir.

    Cep telefonu bazıları için bir ihtiyaçtır. Bu cihaz ihtiyaç sınırlarını aşınca bir kölelik zinciri olur.

    Çağımızın insanları otomobil sahibi midir, yoksa otomobil kölesi mi?

    Eğitim bizi hür insanlar olarak mı yetiştiriyor; rejimin, şu veya bu ideolojinin robotları olarak mı?

    Bu ülkede kadın hakları konusunda mangalda kül bırakılmıyor ama resmî, yasal, KDV’li seks köleliği var.

    TV’deki çoğu saçma sapan diziler insanları hür kirli ve vicdanlı mı yapıyor, köleleştiriyor mu?

    İstanbul’da yaşayan en az otuz milyon halk (sakın on üç milyon yalanına inanmayın!) trafik kölesi değil de nedir?

    Biz öyle köleleriz ki, doğru dürüst doğal sağlıklı yoğurt yeme hakkımız bile yok.

    Beyaz ekmek köleleriyiz.

    Hürriyet şarkıları söylüyoruz gırtlaklarımızı yırtarcasına. Buna şaşmasın kimse, kölelere hürriyet şarkısı söyletmek mümkündür.

    Müslümanlar, İslam’ın Kur’an’ın Sünnetin kriterlerine göre hür müdür?

    Berrak duru sularda yaşaması gereken balıklar çamurlu suda ne kadar hür olabilir?

    Birtakım sofulara soruyorum: Bir Müslüman olarak helal et, sucuk yeme hürriyetiniz var mı?.. Yaban domuzu, evcil domuz, eşek ve ölü tavuk eti yeme köleliği.

    Gıda maddelerindeki ve içeceklerdeki yüzlerce kimyevî madde, boya, aroma, koruyucu madde hürriyet midir, kölelik midir?

    Japonya’da millî Japon yazısı yasaklansa, yabancı bir alfabe zorlansa, bu hürriyet mi olur, kölelik mi?

    Ayasofya’nın halka sorulmadan camilikten çıkartılıp müze yapılması hürriyet midir?

    Vahşi kapitalizmin, tüketim ve israf toplumunun, emperyalizmin, sömürgeciliğin,

    Siyonizmin, sapık ideolojilerin, M. Kemal’in ölümünden sonra tanzim edilmiş Kemalizmin, okur-yazar cehaletin hür köleleri.

    On beş yaşındaki okul çocuğu uyuşturucu kullanıyorsa hür müdür o.

    Hürriyet bir cevherdir, adamın içinde mevcut olmalı.

    En kötü kölelik nefs-i emmâresinin her istediğini yapmaktır.

    Hürriyet şarkıları okuyan milyonlarca köle. 13.06.2016

    Neo-Müşrikler Neler İstiyor?

    1. Müslümanların İslam’dan çıkmasını, uzaklaşmasını istiyor.

    2. Bunu yapamazlarsa, onları içi boş Müslüman haline

    getirmek istiyor.

    3. Dinde reform, yenilik, değişim yaparak Kur’an

    Müslümanlığını kaldırıp yeni bir Müslümanlık türetmek

    istiyor.

    4. Müslümanları, İslam Kur’an Peygamber (Salat ve selâm olsun ona) ahlakından uzaklaştırıp; ahlaksız faziletsiz yapmak istiyor.

    5. Gazete ve tv’lerinde aşırı müstehcen yayın yaparak, tahrik edici resimler basarak toplumu ve bilhassa çocuk ve gençleri bozmak istiyor.

    6. Yaratılış inancını reddediyor, canlılar kendi kendine olmuş, insan maymundan türemiştir diyor.

    7. İnsanları ölümü düşünmekten alıkoyup bin türlü gaete düşürüyor.

    8. İçkiyi, fuhşu, kumarı, lotaryayı teşvik ediyor.

    9. İsrafı, lüksü, aşırı tüketimi alabildiğine teşvik ediyor.

    10. Karma eğitimle maari䐐䄐n içine tükürüyor.

    11. Vatandaşları futbol holiganı haline getiriyor.

    12. Helal haram kavramlarını ve ölçülerini kaldırıp halkı harama yönlendiriyor.

    13. Olabildiğince 䐐䄐tne, fesat, nifak, şikak, kavga, çekişme, tepişme çıkartıyor.

    14. Bir kısmı kanlı terörü destekliyor.

    15. Toplumun temeli olan aileyi sarsıyor ve yıkıyor.

    16. Devamlılığı ortadan kaldırıp her konuda ve sahada kopukluklar ve ârızalar meydana getiriyor.

    17. Kadınları erkekleştirmeye, erkekleri kadınlaştırmaya çalışıyor.

    18. Aşırı tahrikler neticesinde çocukları erken yaşta buluğa erdiriyor.

    19. Halk yığınlarını cahillikle terbiye ediyor.

    20. Laiklik perdesi ardında dinsizlik yapıyor.

    21. Türkiye’nin Japonya ve Güney Kore gibi kalkınmasını önlüyor.14.06.2016

    KadınlaraAyrıVagonlar

    Japonya’da metrolarda kadınlara ait vagonlar varmış.

    Ankara Belediyesi de, çirkin ve utanç verici tâcizleri, sarkıntılıkları önlemek için bu konuda anket yapmış, bizde de böyle olsun cevabını verenler yüzde 52 çıkmış.

    Bir kısım CHP’liler, sosyal demokratlar, feministler, lâikler bu teşebbüse ağır tepkiler vermişler.

    Böyle bir şey gerilik olurmuş.

    Bütün erkekler potansiyel tacizci mi imiş.

    Bir anne delikanlı oğlu ile yahut eşi ile birlikte gelse, ayrı vagonlara mı bineceklermiş.

    Böyle bir şey ayrımcılıkmış.

    Velhasıl bir sürü boş laf ve hezeyan.

    Kadın kocası ile birlikte seyahat etmek istiyorsa, karma vagona binerler.

    Kadınlara vagon tahsis etmek pozitif ayırımcılıktır. Kadınların lehinedir.

    Kadınlar için ayrı vagonlar olur ama isteyenler, tacizlere razı (hattâ onlardan memnun) olarak erkeklerin arasında seyahat edebilir.

    Bütün erkekler elbette tâcizci değildir ama maalesef az sayıda tacizci huzuru bozup kadınları rahatsız etmektedir. Kadınları tâciz, çirkin tecavüz vak’aları toplumumuzun acı realitesidir.

    Kadınlarımızı kızlarımızı bunlardan korumak için toplu taşıma vasıtalarında onlara ayrı yerler, ayrı vagonlar ayrılmasında büyük yarar vardır.

    Böyle bir şey kadınların aleyhine değil, lehinedir, yararınadır.

    Kadın erkek hukuk önünde, insan olarak, temel haklar ve hürriyetler bakımından eşittir ama aralarında mutlak eşitlik yoktur.

    Kadınların erkeklerden, erkeklerin kadınlardan üstün olduğu konular vardır.

    Toplu taşıma vasıtalarında kadınlara ayrı vagonlar ayırmak onların haysiyetlerini yüceltmektir. Böyle bir şeye itiraz etmek çok ayıptır, rezilliktir.

    Doğrusu aşırı feministlere, laiklere, sosyal demokratlara hayret etmemek mümkün değil.

    Tâcizlerden kurtulmak, rahat ve huzurlu seyahat etmek isteyen kadınların haklarını çiğniyorlar.

    Tâcize uğramak, rahatsız olmak isteyenler karma vagonlara binme haklarını ve hürriyetlerini kullanabilirler.. 15.06.2016

    DinleAlay Eden Reziller

    Güvenilir din kitaplarımızda, kutsal konuları alaya almanın dinden çıkmaya yol açacağı açıkça yazılmaktadır. İmanla, İslam’la, Kur’an’la, Sünnetle ilgili konularda saygılı olunmalı, bunlar hafife alınmamalıdır.

    Alnı secdeye varmayan, dıştan Müslüman görünen ama içlerinde başka bir din veya kimlik taşıyan bazı kimseler mukaddes dinî konuları magazinleştiriyor. Bunların oyunlarına gelmemeli, tuzaklarına düşmemeliyiz.

    Her sene Ramazan ayı gelince:

    Öpüşmek orucu bozar mı?.. (Yılışıkça gülüşmeler…)

    Oruçlu kişi bikini mayo ile plajda denize girse ne olur?.. (Terbiyesizce fingirdeşmeler…)

    Cinsel münasebetle iftar açılabilir mi?..

    Gibi sorular kasıtlı olarak soruluyor.

    Ertesi gün mâlum ve mâhut gazete ve tv’lerde bunların reklâmı yapılıyor. Dün bir

    ilahiyatçıya bunlar soruldu. Heh heh heh…

    Böyle densizlikler ve terbiyesizlikler İslâm’a ve Ümmet’e hakaret demektir.

    Dinini seven, imanını korumak isteyen hiçbir Müslüman böyle terbiyesizliklere ve terbiyesizlere prim vermemelidir.

    Mahrem hayatla, cinsel konularla ilgili sorular olabilir ama bunlar milyonların arasında açıkça, yılışıkça, fütursuzca sorulmaz, kapalı mekânlarda ehline, uzmanına utanarak sorulur.

    Hiçbir Müslümanın aklı ve vicdanı apış arasında değildir.

    İnsan günah işleyebilir ama günahı sevemez.

    İftihar ederek “ben zina ettim, şu veya bu kadını tuzağa düşürdüm, yatağa attım” diyen kişiler son derece düşük, âdi, bayağı kimselerdir.

    Dönmelerin, kriptoların, müstehcen yayın yapan rezillerin, Kur’an ve Şeriat düşmanlarının, ılımlı ve light İslamcıların gazete ve tv’lerinden din öğrenilmez.

    Dinle alay eden programları seyrederken gülmek bile insanın dinine zarar verir. 16.06.2016

    Ey Müslüman!

    1. Dinsiz, imansız, ahlaksız, kimisi ateist gazetelerin, tv’lerin dinî yazılarını okumak, programlarını seyretmek ahmaklığını yapma.

    2. Sen bir Müslüman olarak İslam, Kur’an, Peygamber (Salat ve selam olsun ona) ahlakına bağlı olmalısın. Ateistlerin, imansızların, müşriklerin, paganların, deccal ehlinin bozuk ve sapık ahlak ilkelerini ve kurallarını sakın benimseme, onları reddet.

    3. İslam senden i×etli ve hayâlı olmanı istiyor. Cinsel ihtiyaç ve zevklerini ancak meşru ve helal şekilde tatmin et, harama uçkur çözme.

    4. Başkalarının annelerine, karılarına, bacılarına, kızlarına şehvetle bakma, göz zinası yapma.

    5. Müslüman yalan söylemez, yalan söyleme.

    6. Müslüman gıybet etmez, gıybet eşekliğini yapma.

    7. Müslüman dosdoğru olmakla yükümlüdür. Eğrilik ve yamukluk yapma, yoldan sapma.

    8. Kötülükle çok emr eden benliğin senin en büyük düşmanındır. Onu dizginle, kontrol altına al, ne sana, ne de başkalarına zarar versin.

    9. Lüksten, israftan, aşırı tüketimden, saçıp savurmaktan, gösterişten uzak dur, kanaatli ve ölçülü ol. Bil ki, kanaat tükenmez bir hazinedir.

    10. Sen şu değerlerle yükselirsin: İlim, irfan, gerçek dindarlık, ibadet, namaz, oruç, zekat, taqva, ihlas, hayır hasenat. Bunlara sarıl… Lüks hane, lüks otomobil, lüks giysiler, lüks telefon seni yükseltmez, bunu iyi bil.

    11. Ehl-i Tevhid, ehl-i kıble olan Mü’min kardeşlerini sev, onları destekle, gerektiğinde

    onlara yardım et. Sakın onlara buğz ve düşmanlık etme. Açıkta ve açıkça işledikleri

    günahlar varsa, sadece onlara karşı olabilirsin.

    12. İnsanların gizli ayıp ve günahlarını araştırma. Öğrenirsen ört ve gizle.

    13. Parayı, malı, zenginliği ana değer ve put haline getirme.

    14. Mütevazı ol, sakın gururlu, kibirli olma, büyüklenme.

    15. Şu altı şeyden razı ol: Rab olarak Allah’tan razı ol… Kitab ve anayasa olarak Kur’an’dan

    razı ol… Din olarak İslam’dan razı ol… Seyyid, Nebi ve Resulullah olarak Muhammed

    Mustafa aleyhissalatü vesselamdan razı ol… Şeriat olarak İslam şeriatından razı ol…

    Ümmet olarak Ümmet-i Muhammed’den razı ol. 17.06.2016

    Süper Zengin Hayırsever bir Hacıya Açık Mektup

    Zengin, güçlü, dindar, iyi niyetli bir hayırsevere: Oğlunuzun yetişmeye istidadı (yatkınlığı) varsa ona yatırım yapmaya devam edebilirsiniz ama bütün memleket çocuklarının sizin mânevî evladınız olduğunu hatırınızdan hiç çıkartmayınız. Sizin servetinizde, onlardan bazısının da hakları vardır. Bu bazı gençler kimlerdir? Çok zeki ve akıllı olacaklar… Ahlak ve karakterleri çok yüksek olacak… Öğrenmek, yetişmek, adam olmak katsayıları çok yüksek olacak… Yetiştikten sonra dine, vatana, millete, devlete, insanlığa hizmet etme konusunda büyük ümit verecekler… İhlaslı olacaklar… Böyle bir mi olur, üç mü, beş mi olur (çok dikkatle, kılı kırk yararak) bir genç bulunmalı ve bir plan ve program dahilinde yetiştirilmelidir. Bu yetiştirme, yetişme iki konuda olmalı: İslamî konularda, dünyevî konularda. Böyle bir genç ileride zengin olmak, lüks ve konforlu bir hayat sürmek, nefs-i emmaresinin bütün kötü isteklerini tatmin etmek, şan ve şöhret kazanmak için hırsla ve sabırla çalışacaksa, o süflî bir gençtir ve ona bir kuruş bile yatırım yapılmamalıdır. Çünkü böyle niyet ve amellere sahip kimse, hayata atılınca hizmet etmez, sömürü yapar, bin türlü zarar verir. Zat-ı âlinizin yetiştireceği genç ileride Salahaddin Eyyubî, Şeyh Şâmil gibi bir İslam hizmetkarı olmalıdır ki, yapılan masraflara verilen emeklere değişin. Pek muhterem süper zengin Hacı bey… Böyle bir gencin yetişmesine vesile olursanız, akıl almaz derecede kârlı bir ticaret yapmış olacaksınız; öldükten sonra amel defteriniz kapanmayacak, onun yaptığı hizmetlerin sevabı size de yazılacaktır. Böyle bir gençte ne gibi faziletler, meziyetler, hasletler bulunmalı… Bu genç nasıl bir plan ve programla, hangi üstatlar tarafından yetiştirilmeli… Hangi imtihanlara tabi tutulmalı… Fakirin bu konuda hayli yazısı vardır. Bunları okumadan masraf yapmamanızı rica ederim. En ufak bir gaflet ve gevşeklik paralarınızın boşa gitmesine sebebiyet verebilir. Şu hususu söylemeye hacet yoktur ki, yetiştirilecek gence nakit para, burs verilmeyecek, yetişmesi için plan ve program dahilinde büyük masraf yapılacaktır. Bilvesile Ramazanınızı tebrik eder, selam ve hürmetlerimi sunarım efendim. 18.06.2016

    Liselerde Terbiyesizlik

    HİÇBİR terbiyeli, medenî, efendi, kibar, görgülü lise öğrencisinin konuşma yapan müdüre arkasını dönmeye hakkı yoktur. Bir lisede öğrenciler protesto mahiyetinde, müdüre arkalarını dönebiliyorlarsa o lise batmış, bitmiş, mahv olmuş demektir. Liseler, eğitim kurumu olarak böyle protestolara müsait yerler değildir. Son günlerde bazı liselerde sahneye konulan, edep ve terbiyeye aykırı protesto hareketlerinin, müdüre arka dönmelerin, sert bildiriler yayınlamaların arkasında; anarşi ve kaos çıkartmak, siyasî iktidarı sivil darbe ile devirmek isteyen gizli ve derin güçler ve Gezi’ciler bulunduğuna dair kuvvetli karineler mevcuttur. Bu hareketler bütün öğrencileri bağlamaz. Lisenin müdüründe, idaresinde olumsuz taraflar varsa, bunu bizzat öğrenciler değil, veliler araya girerek halletmeye çalışmalıdır. Liseler siyasî çekişme ve tepişmelerin, anarşik eylemlerin üzerinde ve dışında tutulmalıdır. Liselerin üç temel vazifesi vardır: Birincisi: Doğru bilgi ve kültür vermek. İkincisi: Ahlak ve karakter terbiyesi vermek. Üçüncüsü: Estetik, sanat, güzellik boyutu kazandırmak. Liselerdeki protestolar, terbiyesizce davranışlar, müdüre arka dönmeler bizim millî ahlak ve karakterimize zıt hareketlerdir. Egemen azınlıklar, vesayet rejimi taraftarları, 1930’ların karanlık ve kanlı günlerini özleyen faşist ruhlular liselerimizi, kendilerine hizmet edecek bir fidanlık gibi görmektedir. Onlara fırsat verilmemelidir. Liselerimizde küçük beyefendiler, küçük hanımefendiler yetiştirilmelidir. Siyasî iktidar, liselerimizin sivil darbelere, anarşiye, kaosa, aşırı akımlara alet edilmemesi için bilgece tedbirler ve kararlar almalıdır. Şayet bazı liselerimizde üzücü olaylar olmuşsa, oluyorsa, bunun sorumluluğunun yüzde 51’i eğitime ve kültüre gereken önemi vermeyen siyasî iktidara aittir. Millî kimlik ve kültüre bağlı yazarlar, düşünürler, ziyalı kişiler, sivil toplum kuruluşları, baskı grupları liselerdeki olumsuz hadiselere karşı cephe almalı, yıkıcılara fırsat vermemelidir. Tekrar ediyorum: Olup bitenler lisedeki bütün öğrencilerin fikri ve tercihi değildir. Çoğunluk sağduyudan, terbiyeden, edepten yanadır. Terbiyelilerin en az terbiyesizler kadar cesur, gözü kara ve atılgan olmaları gerekir. Aksi takdirde fenalıklar artar, huzur ve güven kalmaz. 19.06.2016

    Danışmayan Pişman Olur

    İslâm’ın ve evrensel bilgeliğin temel prensiplerinden biri işleri ehil ve güvenli olan kimselere danışarak görmektir. Özel hayattan örnekler: Ev mi alacaksınız, otomobil mi, elbise, ayakkabı, palto mu? Ehline danışacaksınız… Bir daire mi kiralayacaksınız, onu da ehline soracaksınız.

    Ehil olan kimse, öncelikle aman komşularına dikkat et diyecektir… Oğlunu kızını evlendireceksen bu önemli işi mutlaka danışarak yapacaksın. Böyle yapmazsan çocukların yanar…

    Devlet işlerinde ülke idaresinde de, yapılacak işleri ehil ve güvenli kimselere mutlaka danışmak gerekir. Peygamberimiz (Salat ve selam olsun ona) “İstişare etmeyen (danışmayan) nâdim (pişman) olur”
    buyurmuşlardır.

    Ehliyetli ve güvenilir danışmanlar kimlerdir? Kâmil mürşidler bu sınıfa girer. Kâmil ve hakikî bir şeyh iyi görür, doğru görür, isabetli karar verir. Mesela böyle bir zata gittiniz, “Efendi hazretleri yeni bir otomobil almak istiyorum, nasıl bir araba almamızı tavsiye buyurursunuz?” diye sordunuz.

    O, size ihtiyacınıza göre bir binit almanızı, israfa ve şatafata kaçmamanızı, şeytana ve nefse uymamanızı öğüt verecektir. Uzman ama güvenilir değil. Sakın ona sormayın.

    Sizde gizli diyabet var. Oruç tutup tutamayacağınızı diyabet uzmanı ve muttaqi dindar bir tabibe sormanız gerekir. Beş vakit namaz kılıyor ama muttaqi değil, sakın ona sormayın, sizi yanıltabilir.

    Devlet, hükümet, idare adamları ehline danışmadan iş yaparlarsa hem kendilerine, hem ülkeye zarar vermiş olurlar.

    Mühür bende, zamanın Süleyman’ı benim diyenler büyük yanılgı içindedir.

    Ehil ve güvenilir danışmanlar, işlerin, memuriyetlerin, müdürlüklerin, vazifelerin, emanetlerin ehline verilmesi gerektiğini, ehline verilmezse fitne ve fesat çıkacağını, bozukluk olacağını söyleyeceklerdir.

    Ehil, layık ve güvenli kimselere sorduktan sonra, bir de istihare yapmak gerekir. Sâdık rüyalar çok önemlidir, ihmal edilmemelidir.

    Yağcı, yalaka, dalkavuk, menfaatperest, paracı kimselerden âdil ve ehil danışman olmaz. Onlara soran ileride çok pişman olur. 20.06.2016

    En Büyük Düşman

    Müslümanların en büyük düşmanı kendi nefs-i emmâreleridir. Bu düşman yenilmedikçe, dizginlenmedikçe, kontrol altına alınmadıkça; ne ferdî (bireysel) bakımdan, ne de toplumsal açıdan düzelme, iyilik, huzur olur.

    Nefs-i emmâre ile savaş konusunda en büyük sorumluluk Ümmetin bilenlerine aittir. Bilenler, yani din alimleri, faqihler, tarikat şeyhleri, ziyalı Müslümanlar. Bilenler, avam ve câhil Müslümanları nefs-i emmâre konusunda uyandırmazlarsa Ümmet birliği elden gider, kaos ve anarşi olur, büyük tefrika meydana gelir. Türkiye’mizde şu anda büyük ve korkunç bir ahlak fesadı bulunmaktadır. Yeni nesillerin büyük kısmına, yeterli ve tesirli din ve ahlak kültürü verilememiştir. Yalancılık, gıybet, nemime, iftira, tecessüs korkunç boyutlara ulaşmıştır.

    Eskiden nafile ibadet de gizli, kabahat de gizli işlenir prensibi hakimdi. Bugün, İslam’ın yasak ve haram kıldığı bütün ahlaksızlıklar açıkça küstahça işleniyor. Şu Müslüman geçinen, kendini sofu gösteren pis herife bakınız.

    Dili gıybet makinesi gibi çalışıyor. Ona kim dur diyecektir? Bu adamın yaptığı gıybet eşekliğini dört ayaklı bildiğimiz eşekler bile yapmıyor. Normal eşekler anırır ama gıybet etmez.

    Haram yiyenleri, haramla zengin olanları kim uyaracaktır? Tarikat, cemaat, alt-kimlik holiganlarını kimler uyaracak, kimler hizaya sokacaktır? Zerrece ilimleri, irfanları, birikimleri olmadığı halde en hassas dinî konuları laubali şekilde mıncıklayan edepsizce tartışan şu zevzeklere, gevezelere, yılışıklara kim haddini bildirecektir?

    Yahu bu memlekette binlerce alim, faqih, ziyalı var. Bunların yüzü bir araya gelip bir ahlak bildirisine topluca imza atsalar ve halkı uyarsalar olmaz mı?

    Niçin yapılmıyor bu iş? Ülkemizdeki ahlak fesadının asıl sorumluları, uyarma aydınlatma bilgilendirme vazife ve hizmetlerini yapmayan bilenlerdir. 21.06.2016

    İslam Gelmeden Terörün Kökü Kazınmaz

    Yahu lafı evelemeden gevelemeden çok açık şekilde şu gerçekler niçin dile getirilmiyor

    Birinci gerçek:

    ABD, AB, İsrail, derin global emperyalist güçler; Ortadoğu’da yeni sınırlar çizmek, yeni ülkeler meydana getirmek için çalışıyor.

    İkinci gerçek:

    Güneyimizde bağımsız bir

    Kürdistan

    oluşturmak istiyorlar.

    Üçüncü gerçek:

    Suriye’yi birkaç devlete yahut özerk bölgeye ayırıp kantonlaştırmak istiyorlar.

    Dördüncü gerçek:

    Irak’ta en azından üç ayrı devlet oluşturmak istiyorlar.

    Beşinci gerçek:

    Ortadoğu Müslümanlarını birbirlerine düşürüp çarpıştırmak için ellerinden gelen şeytanlıkları yapıyorlar.

    Altıncı gerçek:

    IŞİD’e amansızca saldırırken PKK terörünü canla başla destekliyorlar.

    Yedinci gerçek:

    Müslüman ülkelerin ve devletlerin birleşmemesini, bölgede barış, huzur ve sükun olmamasını istiyorlar.

    ABD güney sınırımızda bir Kürt devleti kurulması için asker ve silah göndermiştir. Derin dış güçler Türkiye’deki terör hareketlerini planlıyor, destekliyor. Derin iç ve dış güçler, Türkiye liselerinde anarşi ve terör rüzgârları estirmek için harekete geçmiştir.

    Türkiye’deki terör hareketleri yerli zekâ ve beyin ile yapılabilecek işler değildir. PKK beyin, plan program itibarıyla kesinlikle bir Kürt hareketi değildir.

    Türkiye’de bazı siyasî partiler, cemaatler, egemen azınlıklar, eski vesayet rejimine hasret duyanlar, iki kimlikli kriptolar PKK terörünü desteklemektedir. İç ve dış derin güçler Türkiye’de sivil bir darbe yaparak serbest seçimlerle gelmiş siyasî iktidarı yıkmak istiyor.

    Türkiye hızla İslam ahlakından pagan ve müşrik ahlakına çekilmek isteniyor. Birtakım münafık ve şerir İslamcılar, küfür mihraklarından gelen talimatlar uyarınca, münzel (indirilmiş) gerçek İslam’ı kaldırıp, onun yerine içi boş şeriatsız uydurulmuş bir İslamcılık türetmek istiyorlar.

    Şu önemli gerçeğin altını tekrar çizmek isterim:

    Türkiye’ye gerçek İslam gelmeden terör bitmez. Tekrarlıyorum: Gerçek İslam… Kur’an, Sünnet, Şeriat… Osmanlı’nın anladığı ve uyguladığı İslam… 22.06.2016

    Irak’ta Sünnîlere Büyük Zulüm Yapılıyor

    Irak’ta, sivil Müslümanlara yapılan büyük, korkunç, dehşetli zulümleri bazıları bilmezlikten ve görmezlikten geliyor.

    Şiîlik ve Sünnîlik arasındaki uçurum her geçen gün derinleşiyor ve genelleşiyor. Lâ ilâhe ill’Allah diyen Müslümanlar birbirlerine aklın ve vicdanın almayacağı kötülükler yapıyor.

    Türkiye’de bazıları

    “Sünnîlik Şiîlik kalksın, bütün Müslümanlar Kur’an’da birleşsin”

    ucuz edebiyatı yaparken, bilhassa Sünnîler eziliyor, perişan ediliyor.

    Osmanlı

    İslam devleti ve Hilafeti asırlarca

    Şiî Safevî İran ile niçin çarpışmıştı?

    Savaş sebepleri sadece dünyevî değildi. İki devlet arasında yapılan barış anlaşmaları okunduğunda,

    Ashaba saygı gösterilmesi, ilk üç râşid Halifeye sövülmemesi gibi maddeler olduğu görülür.

    Suriye mahv oldu, Müslümanların durumu çok kötü, ülke harabeye döndü ama Şiî İran ile Sünnî devletler oraya barış, huzur, sükun getirmek, yaraları tımar etmek, sivil halkı kurtarmak için bir türlü anlaşamıyor.

    Terörist PKK’yı el altından destekleyen büyük güçler, DAEŞ’e amansızca saldırıyor. Irak’taki savaşlar maalesef bir Şiî-Sünnî savaşına dönüşmüştür.

    Ortadoğu Hıristiyanlarını korumak için olağanüstü gayretler gösteren, yardımlar yapan Haçlı ve Siyonist güçler, dindar Sünnîleri en büyük düşman olarak görüyor.

    Şiîlik Sünnîlik ihtilafının 1300 küsur yıllık bir mazisi vardır.

    Şiîlik Sünnîlik kalksın, bütün Müslümanlar Kur’an’da birleşsin projesi acı realitelere aykırıdır.

    Müslümanlar nasıl birleşmelidir?

    1- Kur’an’ın doğru yorumlanmasında. 2- Dinî doğru anlama ve doğru yorumlama konusunda Selef-i Sâlihîn yolunda yürüyerek.

    3- Sünneti doğru anlayıp yorumlamak suretiyle. 4- Tek bir Ümmet olarak. 5- Tek bir râşid ve âdil İmam’a biat ve itaat ederek. Resulullah Efendimiz (Salat ve selam olsun ona), dinî konularda tefrika, büyük anlaşmazlık çıktığı takdirde siz Ümmetin Sevad-ı Âzam’ına tabi olunuz buyurmuşlardır. Sevad-ı Âzam Ehl-i Sünnettir.

    26 Haziran Pazar İmza Günü Önümüzdeki 26 Haziran Pazar günü saat 15.00 ile 18.00 arasında Beyazıt Kitap Fuarı BEDİR Yayınevi standında (no. 147) dört ciltlik İHYÂU ULÛM’İ’D-DİN külliyatını ve kendi eserlerimi imzalayacağım. Hüccetülislam ve Zeynüddin İmam Gazali’nin, bir benzeri olmayan kitabı İHYÂ; hak din İslam’ı ayetlerin, hadislerin ve İslam büyüklerinin menkıbe ve uygulamalarının ışığında en güzel anlatan kitaptır. Alanlara, İbn Hacer el-Heysemî’nin YAKICI YILDIRIMLAR adlı büyük eseri hediye olarak verilecektir. İHYÂ’yı okuyan, anlayan, içindeki bilgileri hayata uygulayan kişi inşaallah kurtuluşa erer ve ebedî saadete nail olur. 23.06.2016

    Tepkisizlik

    Bangladeş’te Müslüman liderler idam ediliyor. Türkiye Müslümanlarının topluca ayağa kalkması ve protesto etmesi gerekmez mi? Bizden tepki olarak ancak birkaç cılız inilti çıkıyor.

    ***

    Güneydoğu Anadolu’da terör savaşları nice şehirlerimizi, mahallelerimizi savaş meydanına çevirip harap etti. Askerlerimiz, polislerimiz, sivil halkımız ölüyor. Millet bu faciaya karşı gereken tepkiyi gösteriyor mu?

    ***

    İslam, Kur’an, Sünnet, Şeriat kriterlerine göre ülkede büyük bir ahlak krizi var. İçteki ve dıştaki derin güçler millî ve İslamî ahlakımızı kaldırıp; yerine pagan, müşrik, ideolojik bir ahlak (veya ahlaksızlık) sistemi getirmek istiyor. Buna tepki gösteriyor muyuz?

    ***

    Halkın bir kısmı maddî sıkıntı çekerken, dar gelirlilerin bütçeleri yetersiz kalırken tuzu kuru birtakım Müslümanlar, adam başına 999 liralık ultra lüks iftar ziyafetleri veriyorlar. Memleketteki koyun sürüleri buna tepki gösteriyor mu?..

    ***

    Dönme ve pagan büyük medya aşırı derecede, utanç verici, rezil müstehcen yayınlar yapıyor, gençliğin ve halkın ahlakını bozuyor. Tepki yok.

    ***

    Aydın’da beş ton domuz eti yakalanıyor. Bunların sahibi, rakı sofrasında “Benden yalvar yakar domuz eti alan lokanta ve kurumlara 48 saat mühlet veriyorum, bu zararımı telafi etmezlerse hepsini ifşa edeceğim” diye tehditler savuruyor. Sonra mesele âniden birden bire acayip şekilde kapanıyor.

    Müslüman halktan tepki yok.

    ***

    Devletin resmî izniyle,

    KDV’li yasal seks köleliği

    devam ediyor. Ne Kemalist, ne de İslamcı Feministlerden tepki geliyor.

    ***

    Kötülüklere karşı gereken tesirli (etkili) tepkiyi göstermeyen bir toplumun geleceği parlak olmaz. 24 Haziran 2016

    En Büyük Tehlike Mezhepsizlik

    Bugün Türkiye’de İslam’ın ve Ümmet-i Muhammed’in karşısındaki en büyük ve yıkıcı tehlike mezhepsizliktir. Mezhep giderse fıkıh gider. Fıkıh giderse Ehl-i Sünnet ve Cemaat İslamlığı gider, o giderse dinin içi boşalır, din ve Şeriat elden gider. Bütün uyanık, şuurlu, firasetli gerçek Müslümanlar var güçleriyle fıkhı savunmalı ve ona sarılmalıdır. Fıkıh ilmi olmadan, bu devirde iki rekat namazı bile dosdoğru, düzgün şekilde kılmak mümkün olmaz.

    * * *

    İcazetli din alimlerinden merhum Alasonyalı Cemal efendi, hangi yıl bilmiyorum (belki de birkaç defa olmuştur) vaaz vermek üzere camiin kürsüsüne çıkmış; besmele, hamdele ve salveleden sonra, cemaate şunu anlatmış: -Muhterem cemaat, bugün evden çıkarken bizim hanım arkamdan seslendi: -Hocafendi, bugün ramazan değil mi? -Evet ramazan… -Bizim kedi, sabahtan beri ayağıma dolanıp yiyecek istiyor… -A hanım, kedi hayvandır, hayvanların oruç tutması gerekmez, bunu bilmiyor musun? Alasonyalı Cemal efendi, yüksek edebiyat kültürüne vakıf bir kimseydi. Din hürriyetinin olmadığı devirde bile onun bu latifesi büyük tepkiye yol açmazdı. Bir zat bir tv programında hayvanlar namazla mükellef değildir, onlar namaz kılmaz mealinde bir laf etti diye birileri yeri göğü birbirine kattılar, hayli tantana ettiler. Böyle latifelere hoşgörü ile bakılması gerekmez mi?

    * * *

    Sivas’ta bir ziraat profesörü Anadolu’da dört bin yıldan beri ekilip biçilen, son yıllarda gözden düşen tabiî, sağlıklı, yiyene zindelik veren, şifa olan yerli buğday tohumları bulmuş, ekmiş, yetiştirmiş. İnsanın içini ısıtan güzel bir haberdi bu. Medya bin türlü kötü haberle dolu. Keşke iyi haberler çoğalsa. Türkiye halkının temel gıdası buğday ekmeği… Son elli yıl içinde yerli buğdaylar gözden düştü, verimi çok ama sağlıklı olmayan buğdaylar revaç buldu. Buğdaylar bozulunca ekmekler bozuldu, ekmekler bozulunca halkın sağlığı bozuldu. Halkımızı sağlık ve zindelik içinde yaşatmak istiyorsak eski normal buğdaylara dönmemiz gerekir. 25 Haziran 2016

    Gerçek Şuurlu Nurcular..

    Gerçek Nurcular… Şuurlu Nurcular… Bediüzzaman hazretlerinin yolundan giden Nurcular… Risale-i Nur külliyatındaki Kur’an’dan ve Sünnetten süzülmüş kurtarıcı İslamî nasihatleri tutan Nurcular… İhlâs tacıyla taçlı Nurcular…

    Bu Nurcular İslam ve iman kardeşliğine çok dikkat ederler. Uhuvveti ve ittihadı (birliği) bozacak sözlerden, yazılardan, hareketlerden, davranışlardan kaçınırlar. Benliklerine, öfkelerine, beşerî ihtiraslarına kapılmazlar. Kendilerine kötülük eden Müslümanlara kötülükle değil, iyilik ederek mukabele ederler.

    Kesinlikle gıybet ve iftira etmezler. Asla yalan söylemezler. Gerçek bir Nurcu asla ve asla dünyaya dönük değildir, dünyaperest değildir. Nurcu âhirete yöneliktir. Gerçek bir Nurcunun, dini alet ederek dünyalık edinmesi düşünülemez.

    Nurcu, İmana İslam’a Kur’an’a Sünnete Şeriata Allah için hizmet eder, bu hizmetin ücretini ve ödülünü Yaratan’dan bekler, yaratıklardan ne ücret ister, ne de alır. Nurcu lisanla, yazı ile davranış ile asla terör yapmaz. O âsayişe hizmet eder. Nurcu beddua etmez, ıslah için dua eder.

    Nurcu kendini beğenmez. Nurcu sahih itikad, beş vakit namazı dosdoğru kılmak, Muhammedî ahlak ile ahlaklı olmak, hayır hasenat yapmak, hizmet konularında Müslüman kardeşleri ile müsabaka yapar, yarışır. Onlarla bu konularda rekabet yapmaz. Nurcu alabildiğine mütevazıdır.

    Onda gurur, kibir, benlik, ‘ucb, nahvet olmaz. Nurcu Abdülkadir Geylanî, İmam Rabbanî, İmam Gazalî gibi din büyüklerini sever. Nurcu havf ile reca (korku ile ümid) arasındadır. Gerçek Nurcu ile ünsiyet ve ülfet edilir. Gerçek Nurcu güler yüzlüdür. Kırıcı değildir. Gerçek Nurcu öfkesine mağlup olmaz.

    Gerçek Nurcu muhabbet fedaisidir, onun derununda husumete yer yoktur. Gerçek Nurcu ulvî temiz dini, süflî kirli politikaya âlet etmez. Dini politikanın üstünde ve dışında tutar. Nurcu ne Ümmet’i böler parçalar, ne de Nurculuk camiasını..

    Bendeniz çok değersiz bir Müslümanım. Bediüzzaman’dan ve Risale-i Nurlar’dan çok faydalı bilgiler öğrendim. Çok faziletli, nice meziyetlere ve kerametlere sahip Nurcular gördüm. Onların İslam’a, İmana, Kur’an’a, Sünnete, Şeriata, İslam ahlakına, bu memlekete, bu millete yaptıkları büyük hizmetleri gördüm biliyorum.

    Kendilerini minnet ve şükranla anıyorum. Onlar hizmet yollarında çok çileler çektiler, eziyetlere mâruz kaldılar ama asla tâviz (ödün) vermediler. Onlar Bediüzzaman hazretleriyle birlikte büyük fütuhata nail oldular. Ne mutlu onlara. 26 Haziran 2016

    Liselerdeki Terör Bastırılabilir

    Siyasî iktidar, MEB, demokrasiye taraftar sivil toplum kuruluşları, terör ve anarşiye karşı olan vatansever güçler; gereken tedbirleri alırlar ve doğru dürüst çalışırlarsa liselerde başlatılan fesat hareketini başarısızlığa uğratabilirler.

    Nitekim, GEZİ hareketini de Allah’ın izni ve yardımı ile başarısız kılmışlardı. Bunu yapabilmek için bilgece, akıllıca hareket etmeleri gerekir. Sekter zihniyetle, partizanlıkla bu işler çözülmez.

    Liselerin başına, faziletlerini ve meziyetlerini, karşıtlarının ve düşmanlarının bile kabul ettiği ehliyetli ve liyakatli kimseler getirilmelidir. Liseler halkın kurumlarıdır. Onların başına bizden kimseler geçirilecekse, bu bizdenlerin mutlaka ehliyetli, liyakatli, üstün, güçlü, çok vasıflı olmaları gerekir.

    Okul müdürlerinin engin kültürü, derin uzmanlığı, büyük birikim ve tecrübesi olmalıdır. Mühür bende, Süleyman benim, canımın istediğini müdür yaparım zihniyeti yanlıştır,

    Bir Müslüman ehliyeti ve liyakati varsa elbette müdür olabilir ama bir İslamcı, eğitim uzmanı da olsa müdür yapılmamalıdır. Bu terör, anarşi, fitne fesat, kaos devrinde lise müdürleri bilge şahsiyetler olmalıdır.

    Bazı liselerimizde başlatılan anarşi hareketleri hakkında uzman ve birikimli bir heyete kısa bir rapor hazırlattırılmalıdır. Beş on sayfayı geçmeyecek (bazı tamamlayıcı ve aydınlatıcı bilgiler ekte verilebilir) çok ciddî bir rapor…

    Yine ciddî psikologların hazırlayacağı başka bir rapor. Rapor dedim, laf salatası, o böyle dedi, bu şöyle dedi safsataları değil…

    Liseli çocuklarımızın büyük çoğunluğu liselerin sivil darbe teşebbüsüne, yeni GEZİ’lere alet edilmesine karşıdır. Türkiye’nin yeni Mahir Çayan’lara ihtiyacı yoktur. 27 Haziran 2016

    Türkiye’de Kaç Aydın Vardır?

    1- AYDIN mutlaka olumlu mânada muhalif olmalıdır. Yalakadan, yağcıdan, dalkavuktan aydın olmaz.

    2- Aydın kendi ana dilinin edebiyatına vakıf olmalıdır. Birkaç yüz kelimelik günlük konuşma ve iletişim diliyle aydın olunmaz.

    3- Türkiye’de aydın olabilmek için, Türkçe’nin en büyük klasik şair ve edibi Fuzulî’yi bilmek, okumak, anlamak gerekir.

    4- 1928’den önce yazılmış ve basılmış Türkçe kitapları okuyamayan cahil ümmîler aydın olamaz.

    5- Tarih kültürüne sahip olmayan aydın olamaz.

    6- Estetik, sanat, güzellik kültürüne ve boyutuna sahip olmayan kimseler herhangi bir konuda uzman olabilir ama aydın olamaz.

    7- İsterse dünyanın en parlak üniversitesinden mezun olmuş olsun arivistler aydın olamaz.

    8- Hırsızın kibarı, dolandırıcının kültürlüsü olabilir ama hırsızlıkla, dolandırıcılıkla aydın’lık bir arada olamaz.

    9- Aydın o kimsedir ki, lisede mutlaka çok güçlü bir psikoloji, mantık, ahlak, metafizik, estetik eğitimi almıştır.

    10- Aydın haysiyetli insandır. Haysiyetsizden aydın olmaz.

    11- Dini imanı para, maddî menfaat, benlik, şahsî prestij olanlar, ün ve alkış kazanmak için her haltı yiyenler, kendilerini aydın sansalar ve öyle gösterseler bile aydın değildir.

    12- Aydın şu veya bu şekilde ama mutlaka vatansever olmalıdır.

    13- Holiganlık, militanlık yapan, fanatizm sergileyen aydın değildir.

    14- Aydın, vicdanını ve kalemini ne satar, ne kiralar.

    Türkiye’de kaç aydın vardır, bilemem. Beş aydın varsa iyi bir rakamdır derim. Bendenize gelince: Kendime aydın demekten, aydınlık satmaktan hayâ ederim. Bu fakir okuryazar bir vatandaşım. Her gün hem okurum, hem yazarım. Yalanım yok, yemin etsem başım ağrımaz. 28 Haziran 2016

    Casus Ajan Provokatör Kaynıyor

    İstanbul’da bazı büyük devletlerin konsoloshaneleri… Bunların bazısı, Osmanlı devleti zamanında sefarethane hizmeti görmüş büyük binalar. İçlerinde haddinden fazla personel barındırıyor.

    Bunların bir kısmı normal diplomatlar; bir kısmı casus, ajan, ajitatör, provokatör, kışkırtıcı, manipülatör, karıştırıcı… Vazifeleri: Yeni GEZİ kalkışmaları tertiplemek.

    Liselerde ve üniversitelerde öğrenci isyanları hazırlamak. 1968’de Paris’te olduğu gibi bir milyon öğrenciyi sokağa dökmek. Sivil darbe teşebbüsleri zemini hazırlamak, bunları sahneye koymak.

    Lezbiyen ve gay yürüyüşleri tertiplemek. Türkiye’nin iç barışını dinamitlemek. Seçimle işbaşına gelmiş siyasî iktidarı sokak hareketleriyle, sivil darbelerle yıkmak.

    Ukrayna’da olduğu gibi ülkenin bölünmesine ve iç savaş çıkmasına yol açmak. Türkiye diktatörlüğe gidiyor yaygaraları kopartmak.

    Basın hürriyeti kısıtlanıyor yalanlarını yaymak.

    Devlet istihbaratı, casuslukla mücadele birimleri bunları biliyor ama halkın büyük kısmının haberi yok.

    GEZİ hadiseleri olurken,

    Avrupa ve Amerika’dan büyük miktarda şüpheli turist gelmişti.

    Bunların bir kısmı sivil darbe sokak hareketlerine katılmıştı.

    Bazı yabancı radyolar ve ajanslar en olumsuz ve yıkıcı üslupla muhalefet yapıyor. Türkiye’nin bütünlüğünü istemiyor. Türkiye’de iç barış olmasını istemiyorlar.

    Anadolu bir Hıristiyan ülkesiydi, tekrar Hıristiyan olsun istiyorlar. Bundan yüz küsur yıl önce Osmanlı Ermenilerinin bir kısmını kışkırtmışlar ve onların felaketine sebep olmuşlardı.

    Şu anda Kripto Ermenileri kışkırtıyorlar.

    Terörü destekliyorlar. Onlar ne İslamcıları, ne de Müslümanları istiyor. Onlar İslam’ı yok etmek, kazımak istiyor. Onlar başarılı olursa Türkiye bölünür, parçalanır.

    Bendeniz Türkiye’nin bugünkü durumundan, düzen ve sisteminden memnun ve razı değilim. Lâkin onların istedikleri olursa beter olur. 29 Haziran 2016

    Bilenlerin Vebáli

    Müslüman anne babaların, velilerin çocuklarına ilmihal öğretmeleri veya öğrettirmeleri farzdır. Öğretmezlerse farzı terk etmiş, büyük günah işlemiş olurlar. Çocuğum okulda din bilgisi öğreniyor bahanesiyle bu eğitimi terk ve ihmal etmek asla caiz olamaz.

    Çünkü okullardaki din eğitimi ilmihal mahiyetinde değildir. Okulların din kitaplarının başında tam sayfa Paşa resmi ve yine tam sayfa Paşanın Gençliğe Beyannamesi yer almakta olup Besmele yazılı değildir.

    Böyle din kitabı, böyle din eğitimi olur mu? İlmihal kitapları mutlaka Ehl-i Sünnet ve Cemaate uygun olmalıdır. Yeterli sahih din kültürüne sahip ana babalar bizzat, olmayanlar ehliyetli hocalar bularak evlatlarına ilmihal bilgileri öğretsinler.

    Bir ilmihal kitabında şu bölümler yer almalıdır:

    (1) Sahih İslam itikadının esasları, yani doğru inanç bilgileri… (2) Taharet, temizlik… (3) Namaz… (4) Zekat, oruç, hacc… (5) İslam ahlakının esasları… (6) İslamî değerler: Ümmet… Müslümanların Birliği ve kardeşliği… Zamanın râşid imamına biat ve itaat… İstikamet… Adalet ve insaf… İhlas… (7) Ahkam-ı sultaniye… İslam’da devlet idaresi… (8) İslamî hayat tarzı nedir?… Ve diğer esaslı zarurî bilgiler.

    Ehl-i Sünnet dairesi içindeki bütün Müslüman sivil kuruluşlar bir araya gelerek bir heyet oluşturmalı ve böyle bir ilmihal kitabı hazırlatarak bunu Müslümanlara sunmalıdır. Bilenler bunu yapmazlarsa, bilmeyenlerin ve cahil kalanların vebali onların üzerine olacaktır.

    Böyle bir hizmeti bugünkü şartlar ve dayatmalar karşısında Diyanet’in yapamayacağını biliyorum. Çünkü, Ehl-i Sünnet mezhebine uygun sahih bir ilmihal Avrupa Birliği kriterlerine uygun düşmeyecektir.

    * * *

    Beyazıt Kitap Fuarı’nda bugün

    EHL-İ SÜNNET kitapları imza günü

    Ehl-i sünneti, elimizden geldiği kadar savunmak boynumuza borçtur.

    Bütün okur yazar Müslümanlar, Ehl-i Sünneti savunan, bid’atleri reddeden kitapları alıp okumalı, aydınlanmalıdır.

    30 Haziran Perşembe günü (bugün) saat 16’da Beyazıt Kitap Fuarı BEDİR Yayınevi (147 no.lu) standında, bu konudaki bazı önemli ve faydalı kitapları imzalayacağım. Kitaplarda yüzde elliden fazla indirim yapılmaktadır.

    1- EHL-İ SÜNNETİN MÜDAFASI (BERAATÜ’L-EŞ’ARİYYİN). EBU HAMİD BİN MERZUK,

    2- SELEF-İ SALİHÎNİN EVLİYAULLAHIN YÜCE AHLAKI HİKMETLİ SÖZLERİ. Yazarı: İMAM ABDÜLVEHHAB ŞARANÎ

    3- DİNİ TAMİR DAVASINDA DİN TAHRİPÇİLERİ. Merhum üstad AHMED DAVUDOĞLU’nun mutlaka okunması gereken kitabı.

    4- EHL-İ SÜNNETİ MÜDAFAA VE BİD’ATLERİ TENKİD (Makaleler-incelemeler) 30 Haziran 2016

Yorumlar kapatıldı.