İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Adalet farzdır zulüm haramdır

 

İslâm’ın temel değerlerinden biri adalettir. Müslüman adaletli/âdil olmalıdır.

Adaletin karşıtı zulümdür. Müslüman zulm etmemelidir.

Zalimin zulmü, öncelikle kendisinedir. Çünkü Allah zalimleri sevmez; zalim kimse, Allahın sevgi ve rızasını kaybettiği için kendisine zulm etmiş olur.

Müslüman bir toplum âdil bir toplum değilse, orada adalet sağlanamaz.

Âdil olmayan kanunlarla adalet olmaz.

Ailede, okullarda adalet terbiyesi ve kültürü verilmelidir.

Otomobilini yanlış yere park etmek bile bir adaletsizliktir.

Sık sık lüzumsuz yere korna çalmak zulümdür.

Toplu taşıma vasıtasında cep telefonuyla yüksek sesle konuşarak oradakileri rahatsız etmek zulümdür.

Günde beş milyon ekmeği çöpe atıp ziyan etmek zulümdür.

Yetmiş yaşındaki ihtiyar ayakta seyahat ederken, 18 yaşındaki öküz gibi gencin oturması zulümdür.

Başkalarının analarına, karılarına, kızlarına, bacıların şehvetle bakarak göz zinası yapmak zulümdür.

Öldürmek şehvetiyle avcılık yapmak zulümdür.

Zengin yabancı turistlere, bin dolar karşılığında yabanî koyun ve keçilerimizi avlama izni vermek zulümdür.

Yalan söylemek, gıybet etmek, aldatmak hep zulümdür.

Parasını, servetini kenz ederek (istifleyerek)saklamak zulümdür.

Bu zulümlerin hepsi haramdır.

Müslümanın namaz kılmaması kendine yaptığı büyük bir zulümdür.

Müslüman anne babaların çocuklarına ilmihal öğretmemesi ve namaz kıldırmaması zulümdür.

Güney Kore gibi, kendi yerli ve millî otomobilini üretip dünyaya satacağı yerde, yabancı otomobillerin montajını yapmak zulümdür.

Geniş topraklarımızı ekip buğday yetiştirmeyip, dolarla dışarıdan buğday almak zulümdür.

Dedikodu, gevezelik, zevzeklik etmek, diliyle veya kalemiyle fitne fesat çıkartmak zulümdür.

Bir mü’minin, mü’min kardeşlerini sevmemesi, ötekileştirmesi, onlara düşmanlık etmesi büyük bir zulümdür.

İttihad-ı İslâm’a, Ümmet birliğine, iman kardeşliğine zarar vermek; Müslümanları parçalamak, bölmek, birbirine düşürmek zulümdür.

Zamanın İmamına biat etmemek zulümdür.

Din sömürüsü, mukaddesat bezirgânlığı zulümdür.

Yapması gerektiği, yapabileceği emr-i mâruf ve nehy-i münker vazifesini yapmamak zulümdür.

Doyduktan sonra yemek zulümdür.

Allahın verdiği nimetleri paylaşmamak zulümdür.

Zekatını Kur’ana Sünnete Şeriata fıkha göre dosdoğru ödememek zulümdür.

Fıkha göre zekat alma hakkına sahip olmayan eşkıyanın zekat toplaması zulümdür. (Onlar sıradan eşkıya değil, süper eşkıyadır.)

Her türlü ahlâksızlık, önce kendine, sonra topluma zulümdür.

Cimrilik zulümdür.

Ehliyeti ve liyakati olmadığı halde bir başkanlığı, makamı, mevkii, memuriyeti, vazifeyi, hizmeti istemek, elde etmek zulümdür.

Kendisi istemese, matlup(istenen) olsa, ehliyeti yoksa kabul etmek yine zulümdür.

Yağcılık, yalakalık, meddahlık yaparak dünya menfaati edinmek zulümdür. Menfaat edinmese de zulümdür.

Kalp kırmak çok büyük bir zulümdür.

İslâmî sivil toplum kuruluşlarının, tesahüb ettikleri (sahiplendikleri) gençleri iyi ve vasıflı Müslüman olarak yetiştirmemeleri pek büyük bir zulümdür.

Şeytanî kulisler, entrikalar yapmak zulümdür.

Söylenmesi mutlaka gereken gerçekleri (söyleme imkanı olduğu halde) söylememek, yazmamak, gizlemek zulümdür.

Zalim bir İslâm toplumu düzelmez, necat bulmaz, iflah olmaz.

Allahü Teala bize adaleti emr ediyor, zulmü yasaklıyor.

Resulullah (Salat ve selam olsun ona) adaleti emr ediyor.

Adalet vaciptir, zulüm haramdır.

Sadece kuru Müslüman olmak yetmez. Âdil Müslüman olmalıyız.

Adalet mahkeme binalarına ait bir haslet değildir. Yediden yetmişe, her işte âdil olmamız gerekir.

Adalet izzet getirir, zulüm zillet.

Ya adalet, ya ölüm.

***

Ezana eza vermek

Büyük bir camiin önünden otomobille geçiyordum, birden ezan okunmaya başladı. Hoparlörleri o kadar yüksek açmışlardı ki, sesin şiddetinden her yer titriyor, sarsılıyordu. Ezan-ı Muhammedîye yapılacak en büyük eza, hoparlörlerin haddinden fazla açılmasıdır. Yüksek sese karşı olmak ezan düşmanlığı değildir. Akustik sesbilim denilen bir ilim vardır. Camilerin minarelerindeki ve içlerindeki ses cihazları o ilme göre ayarlanmalıdır. Sesi sonuna kadar açmak cahilliktir, bedeviliktir, medeniyetsizliktir. Ses düzenleri, gerekli diploma ve ruhsat sahibi sesbilimcilere yaptırılmalıdır. Vaktiyle eski Diyanet Başkanı M. Görmez’i Topkapı sarayında görmüştüm. “Ezan konusunda çok yazıyorsunuz, bu işi yakında halledeceğiz” demişti ama iş halledilememişti. Yeni Diyanet Başkanından ve hanım başyardımcısından rica ediyorum: Dine, ilme, irfana, estetiğe, akl-ı selime, sağlığa aykırı aşırılıkları önlesinler. Hoparlörleri sonuna kadar açmak cahilliklerine ve bedeviliklerine dur desinler. Medenî ülkelerde konser ve opera salonları var. Onların ses düzenlerini ehliyetli uzmanlar yapıyor. Paris operasında, bizdeki camilerde olduğu gibi hoparlörleri sonuna kadar çılgınca avaz avaz açsalar, seyirciler salonu terk eder, kamuoyu ve medya isyan eder, yer yerinden oynar. 30.01.2018

Yorumlar kapatıldı.