İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Norveç’in Başkenti

 

Bir sohbet konuşmasında karşımdaki gence hangi okulda tahsil gördüğünü sordum. İmam Hatip üçüncü sınıfında okuyormuş. Size bazı coğrafya soruları yöneltebilir miyim diye izin aldım. Norveç’in başkenti hangi şehirdir?.. Bilemedi. İsveç’inki?.. Bilemedi. Portekiz’inki?.. Bilemedi… Tarihe geçtim. İkinci Viyana bozgunu hangi yılda oldu? Bilemedi. Birinci dünya savaşı hangi tarihte başladı, hangi tarihte bitti? Bilemedi… Delikanlı dindardı, efendiydi, ahlâklıydı ama genel kültürü çok zayıftı. Kültürsüz kalmıştı… Kültürsüz bırakılmıştı… Asıl sorumluluk eğitim sisteminde, gencin büyüklerinde, ağabeylerinde, rehberlerindeydi…

Edebiyat, tarih, coğrafya, sanat tarihi bilmeden kültürlü olunmaz. Lise okumuş bütün Müslüman gençler, dünyanın iyi liseleri seviyesinde genel kültüre sahip olmalıdır.

Biz Türkler Norveç’i bilmeliyiz. Bütün okumuşlarımız Norveç hakkında doğru dürüst bir kompozisyon yazabilmeli ve 10 üzerinden en az 7 not alabilmelidir.

Yanlış anlaşılmasın, herkes coğrafya uzmanı, coğrafyacı olsun demiyorum; coğrafya konusunda genel kültür sahibi olsun diyorum.

Edebiyat ve tarih kültürüne sahip olamadan bakkal, yoğurtçu, balıkçı, oduncu olunabilir ama okumuş olunmaz.

Nasıl, Shakespeare’siz bir İngiliz, Goethe’siz bir Alman okumuşu eksikse, Fuzulî’siz bir Türk de eksiktir.

Mantıksız insan çok eksik bir insandır. Bu iddiama hayır diyecek biri çıkabilir mi?

Ben doktor, mühendis, işletmeci olacağım, dolayısıyla bana edebiyat, tarih, sanat, felsefe kültürü gerekmez diyenler gerçekten acınacak insanlardır.

Mehmet Akif’in mesleği baytarlıktı ama edebiyat kültürü çok yüksekti.

Sadece edebiyat mı? Mükemmel Arapça, Farsça bilirdi. Fransızca bilirdi. Din ilimlerini bilirdi. Geniş genel kültüre sahipti.

İmanlı Müslüman gençleri iyi yetiştiremezsek geleceğimiz parlak olmaz.

Sanat, güzellik, estetik konusundaki geriliğimizin bize nelere mal olduğunu görmeliyiz, anlamalıyız. Para buluyoruz, cami yaptırıyoruz ama camilerimiz (birkaç istisna dışında) güzel olmuyor.

Genelde Müslümanlar iki şeyin çok gerisinde kaldılar:

Birincisi: Doğru, sahih, yeterli, sağlam İslâm kültürüne sahip değiliz. İslâmı hakkıyla bilmiyoruz.

İkincisi: Genel kültür bakımından çağın çok gerisinde kalmışız.

Üç yüz kelimelik sokak, çarşı pazar, iletişim Türkçesiyle kültürlü olabileceğimizi sanan safdiller var.

Lise mezunu ama el yazısı kömürcü, kayıkçı, inşaat işçisi gibi…

Liselerimizde yeterli bilgi ve kültür veremediğimiz gibi, ahlâk ve karakter terbiyesi de veremiyoruz.

Sanat, güzellik, estetik boyutumuz pek güdük, belki de hiç yok.

Türkiyeli bir Müslüman Latinci olabilir mi?.. Biz çocuklarımıza, liseli ve üniversiteli gençlerimize Osmanlıca bile öğretemiyoruz.

Aman, yurdun hela musluklarının contaları değiştirilsin, su damlamasın… Bu kafayla vasıflı Müslüman genç yetişir mi?

Ülkemizde bir milyon iki yüz bin öğretmen var. Bir milyon öğretmen adayı tayin olunmak (atanmak) için bekliyor. Peki bu öğretmenler ordusu (istisnalar dışında) vazifesini yapıyor mu?

25 kişilik bir sınıfta en az beş çocuğumuzun süper öğrenci olması gerekir.

Yeterli edebiyat, tarih, beşerî coğrafya, psikoloji, mantık, ahlâk, metafizik, estetik, sanat tarihi ve sanat kültürü bilmesi gerekir.

Geçenlerde bir şehrimizde liseli gençler okul müdürünü katletti. Liselerimizin ahlâk ve karakter terbiyesi konusunda durumları nasıldır?

(Önemli uyarı: Liseli gençliğin bir kısmı, sivil darbelere, kalkışmalara, yeni GEZİ’lere hazırlanıyor. Bu konuda sinsice hazırlıklar yapılıyor. Başarılı olamadıkları GEZİ’den ders aldılar, bu sefer sıkı çalışıyorlar. İlgililer, sorumlular uyanık ve tedbirli olsunlar. İlk fırsatta harekete geçeceklerdir.) 17.01.2018

Yorumlar kapatıldı.