İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Selâmsız Öfkeli Birine

 

ÖFKELİ birine:

Selam vermeden bağırıp çağırıyorsun. İslâm’da kelamdan önce selam gelir. Yaştan başka bir büyüklüğüm yoktur. Ona da hürmet etmeniz gerekir. Gerekçesiz tenkit olmaz. Sizde gerekçe merekçe yok. Bu fakir, doğruluğuna inanmadığı şeyleri yazmaz. Yıkıcı tenkit ve muhalefet yapmam. Yağcılık ve yalakalık da yapmam. Din konusunda kendi re’y ve hevam ile konuşmam. İslâm’ın iki kere iki eder dört zaruriyatını yazarım. Bütün İmam-Hatip okullarında, öğrencilerin yüzde yüzü, vakit namazlarını cemaatle kılmalıdır derken yüzde yüz haklı olduğumu çok iyi bilirim. Din mektebi olacak ve öğrencileri namaz kılmayacak… Böyle bir şey akla ve mantığa aykırı değil midir? Biraz sakin ve mantıklı olun.

Müslümanların, şer’î zaruret olmaksızın faizli kredi almalarına fetva veren zata: Fetvanız keenlem yekundur, geçersizdir, bâtıldır. Bunun hesabını nasıl vereceksiniz?

Namaz kılan sofu zengine: Namaz kılmayan oğluna 200 bin liralık lüks otomobil aldın ama bir kere olsun evladım namaz kıl demedin. Sen ne biçim Müslüman zenginsin?

Şiîlikteki taqiyye ve kitman prensibi dolayısıyla, onlarla anlaşmanın imkanı yoktur. Onlar taqiyye ve kitmanı dinin temel esaslarından biri olarak görür, namazla eşit tutarlar. İmamları, taqiyyesi olmayanın dini de yoktur, taqiyyeyi terk eden dini terk etmiş gibi olur derler…

Şiî gözüyle ve gözlüğüyle im’an ile baksak, İran’daki İslâmî sistemin Ehl-i Beyt İslâmlığı olduğunu söyleyebilir miyiz? Nerede o mübareklerin İslâm anlayışı, ahlâkı, âbid ve zâhidliği, nerede bugünkü uygulama…

Aynı tenkit Sünnîler için de geçerlidir. Bugünkü Sünnîler, küçük bir azınlık dışında, Selef-i Sâlihînin Ehl-i Sünnet ve Cemaat yolundan çıkmıştır.

Din ayaklarının altına koyarak yükselen alçalır, dinden çıkar; dini baş tacı edenler yükselir.

ABD’de âdil bir düzen kurulduğu zaman, İslâm düşmanı kodaman zalimler Cuba Guantanamo üssündeki süper hapishanelerdeki hücrelere konulacak ve Allahü â’lem bir daha oradan çıkamayacaklardır.

Cemaat holiganlığı yapan, bağlı olduğu zatı uçurdukça uçuran pek havalı çok bilmiş gence: “Türkiye’nin Singapur’dan alacağı dersler” konusunda 600 kelimelik bir kompozisyon yaz. Bunu, konunun bir uzmanına okutalım. On üzerinden yedi alabilirsen, ondan sonra zart zurt konuşursun.

Bir şikempervere (Boğazına düşküne): Ömrün boyunca binlerce İskender kebabı, karışık kebap, kuyu kebabı, döner kebabı, islim kebabı, küp kebabı, ali nazik kebabı, döğme kebabı, incik, kaburga dolması; binlerce nefis ağır tatlı; on binlerce ordövr dolma molma börek yemişsin… Ayrıca dondurmalar, keşkül-i fukaralar, sakızlı muhallebiler, safranlı zerdeler, peş melbalar, kup griyeler… Ömrünün büyük kısmı yemek içmekle geçmiş… Yemek dışında kalan zamanın bir kısmı geviş getirmek, sindirim sıkıntıları… Arada nefis çaylar, kahveler, saray limonataları, sıcak çikolatalar… Bu yemelere içmelere bir servet harcamışsın. Bir ömür harcamışsın. Sonunda al sana diyabet, al sana gut… Keşke Müslüman gibi yiyeydin de, artan para ile insanların hidayetine vesile olacak bir hizmet, faaliyet yapmış olsaydın. Bir kimsenin hidayetine vesile olmanın, üzerine güneşin doğduğu ve battığı her şey sahip olmaktan daha kıymetli olduğunu bilmiyor musun?

Akıllı bir insan her gün on faydalı şey öğrense, yılda 3650 eder, on senede 30 bin küsur bilgiyle allame-i cihan olur. Bir şartla: Öğrendiklerinin hepsi faydalı, lüzumlu olacak, fasa fiso boş ıvır zıvır şeyler öğrenmeyecek. On örnek veriyorum: Çörekotunun, ölümden başka her derdin devası olduğu… Ashab-ı Kiram namazda o kadar sıkı saf tutarlarmış ki, elbiselerinin yanları zamanla eskir yıpranırmış… Halife Ömer, yamalı entari giyermiş… Uruguay eski devlet başkanı Mujica, aldığı maaşın onda dokuzunu her ay fakirler fonuna yatırırmış… Örnek Müslüman Muallim Mahir İz bey, maaşını alınca, hemen kırkta birini ayırır sadaka olarak verirmiş… Aynı zat, hem baba hem anne tarafından seyyid olduğu halde bunu kimseye söylemezmiş… Sultan Abdülhamid Han hazretleri, Şazeli tarikatına mensupmuş… İlk Büyük Millet Meclisinin başkanlık kürsüsünün üzerinde, büyük bir hüsn-i hat levhası asılıymış, şura ayeti yazılıymış… Sultan Abdülhamid zamanında Galatasaray lisesinin Müslüman öğrencilerinin, vakit namazlarını cemaatle kılması mecburî imiş… Son Halife Abdülmecid bin Abdülaziz Han hazretleri 1924’te sürülmüş…

Alaycı bakışları vardı. Şevketçiğim bir yerde yazıyor musun diye sordu.

Meyve almak için markete gittim, her şey pahalı idi. Portakalın fiyatı iki liranın altındaydı, bir miktar ondan aldım. Herkes benim gibi yapsa, enflasyon düşer, ucuzluk olur. Dikkat buyurun, meyvesiz kalmadım, ucuzunu aldım. Hem ucuz, hem de daha vitaminli…

Müslüman ama İslâm nedir bilmiyor. İslâmı iyi ve doğru bilmediği için Müslümanca yaşayamıyor. O mu kabahatli, yoksa ellerinde imkan fırsat ve hürriyet olduğu halde ona İslâm’ı öğretmeyenler mi? 01.03.2018

Yorumlar kapatıldı.